İçeriğe geç
Fifteen rings grow from one point, one for each part of this article from “Before this life” to “After judgment”. The field of stars past the last ring has no border and runs off the edge, as the last part speaks of eternity.
Islām and īmān

The journey of the soul in the Qur’ān and the ḥadīth

From the covenant to eternity: the stages of the soul’s journey as the Qur’ān and the ḥadīth give them, with each source listed.

Yapay zekâ tarafından yazıldı · ilmî inceleme beklemede

Bu makalenin sözleri, Sabīl kitaplığından ve onun kaynaklarından yapay zekâ tarafından yazılmış, yine yapay zekâ tarafından bunlarla karşılaştırılarak kontrol edilmiştir. Henüz hiçbir âlim onu incelememiştir. Arapça metinler, anlamları ve kaynakları kitaplığın ve Kur’an’ın kendisine aittir; orada nasıl duruyorlarsa aynen öyle gösterilir. Kendi durumunuzla ilgili bir fetva için ehil bir âlime sorun.

Bu makale henüz bu dilde yazılmadı. İngilizce olarak gösteriliyor.

21 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı44 dk okuma

This page is for a reader who wants the whole journey in one place: where a person comes from, what happens at death and in the grave, the Day of Resurrection, and the final abodes. It follows the order in which the Qur’ān and the ḥadīth describe the stages. Every verse is shown below with Tanzil’s Arabic and its meaning in the edition the app uses, and every narration is named by its collection and number in the list at the end, so that you can open it yourself. Under some verses the page also shows the notes of that edition; they are the edition’s words, not this page’s, and this page has not checked them. This page is written and checked by AI and no scholar has reviewed it. It gives no ruling and no verdict on any person; for your own circumstances, ask a scholar. A way to send a correction is to follow.

Before this life

The sources speak of what Allah ordained before creation. A narration in Ṣaḥīḥ Muslim says that Allah ordained the measures of the creation fifty thousand years before He created the heavens and the earth (Ṣaḥīḥ Muslim 2653b). The verses on being tested, below, say that life and death were created to test which of you is best in deeds.

The Qur’ān also speaks of a covenant, in which the descendants of Adam were made to testify about themselves.

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۛ شَهِدْنَآ ۛ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَـٰذَا غَـٰفِلِينَ

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da: “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

Kur’an 7:172Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The edition’s note on this verse calls it the pledge of innate nature. This page adds nothing to the verse and the note about how the testimony was given. The verse gives its own reason: so that people should not say on the Day of Resurrection that they were unaware of this.

On the spirit (rūḥ), the Qur’ān says that people ask about it, and gives the answer.

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِ ۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّى وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِلَّا قَلِيلًا

Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmiştir.

Kur’an 17:85Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The verse’s answer is that the spirit is of the affair of the Lord, and that people have been given only a little knowledge. This page says nothing more of what the spirit is.

The womb

The Qur’ān describes stages in the creation of the human being.

وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِن سُلَـٰلَةٍ مِّن طِينٍ

Andolsun biz insanı, (süzülmüş) bir çamurdan yarattık.

Kur’an 23:12Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
ثُمَّ جَعَلْنَـٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

Sonra onu bir su damlası/nutfe olarak, sağlam bir yere (rahme) yerleştirdik.

Kur’an 23:13Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَـٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَـٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَـٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ ۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَـٰلِقِينَ

Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir!

Kur’an 23:14Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration of Ibn Masʿūd, reported by al-Bukhārī and Muslim, says that the creation of each of you is gathered in the mother’s womb for forty days, then becomes a clot for a like period, then a lump of flesh for a like period; then an angel is sent and is ordered to write four things: the person’s provision, lifespan, deeds, and whether they will be wretched or blessed. In al-Bukhārī’s narration the spirit is breathed into the person after this (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3208; Ṣaḥīḥ Muslim 2643a). The same narration warns that a person may do the deeds of the people of one abode until there is only a cubit between them and it, and then what was written overtakes them.

Birth, and the *fiṭrah*

فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا ۚ فِطْرَتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى فَطَرَ ٱلنَّاسَ عَلَيْهَا ۚ لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtratına dosdoğru çevir. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Kur’an 30:30Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The edition’s note explains the word fiṭrah as the natural inclination to worship one’s Lord. A narration in Ṣaḥīḥ al-Bukhārī says that every child is born on the fiṭrah, and that his parents then turn him from it (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1358).

The Qur’ān says that no one bears another’s burden, and that Allah does not punish until He has sent a messenger.

مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.

Kur’an 17:15Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

This page does not say how the verse applies to a particular child who died young, or to a particular person the message never reached; for that, ask a scholar. The Qur’ān says that no soul will be wronged on the Day (21:47, below).

This life: a test, and a record

ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ

O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O; mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

Kur’an 67:2Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.

Kur’an 51:56Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The Qur’ān says that every person has angels watching and recording, and that not a word is uttered without a watcher present.

إِذْ يَتَلَقَّى ٱلْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيدٌ

Sağ tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı (melek) oturmuş (kayıt yapmaktadır).

Kur’an 50:17Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
مَّا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

Kur’an 50:18Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَـٰفِظِينَ

Ve şüphe yok ki, sizin üzerinizde koruyucular/gözetleyiciler vardır.

Kur’an 82:10Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
كِرَامًا كَـٰتِبِينَ

Şerefli yazıcılar/Kiramen, Katibin vardır.

Kur’an 82:11Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

Onlar ne yaptığınızı biliyorlar.

Kur’an 82:12Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

On repentance, 39:53 says not to despair of Allah’s mercy, for Allah forgives all sins, and 4:18 says that repentance is not for those who commit evil deeds until death approaches one of them and he then says “Now I repent”, nor for those who die as disbelievers.

قُلْ يَـٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ أَسْرَفُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا۟ مِن رَّحْمَةِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

De ki: “Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder.” Muhakkak O, çok çok mağfiret edendir, rahmet edendir.

Kur’an 39:53Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٔـٰنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Yoksa (makbul) tevbe, kötülükleri (günahları) işleyip de kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tevbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.

Kur’an 4:18Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration in Jāmiʿ al-Tirmidhī says that Allah accepts the servant’s repentance until the soul reaches the throat; al-Tirmidhī calls it ḥasan gharīb (Jāmiʿ al-Tirmidhī 3537). The edition’s note on 39:53 says that the only unforgivable sin is dying in disbelief in Allah or associating others with Him, and refers to 4:48, which says that Allah does not forgive associating partners with Him and forgives anything less than that for whom He wills.

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim, Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.

Kur’an 4:48Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

On deeds and mercy, a verse reports what the angels say to those whose souls they take in a state of purity.

ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ ۙ يَقُولُونَ سَلَـٰمٌ عَلَيْكُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Melekler, tertemiz ve hoş olarak canlarını aldığı o kimselere: “Selam olsun size! Yaptığınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e!” derler.

Kur’an 16:32Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration says that none enters Paradise by his deeds alone, and when the Prophet ﷺ was asked whether this included him, he said that it did, unless Allah covered him with His mercy (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 5673; Ṣaḥīḥ Muslim 2816a). Both are in the sources, and this page does not reconcile them.

Death

قُلْ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلْمَوْتِ ٱلَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ

De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.''

Kur’an 32:11Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ

O, kullarının üstünde yegâne hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

Kur’an 6:61Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The verses on the moment of death say that Allah does not delay a soul when its appointed time comes, and that the one who regrets asks to be sent back and is told “No”.

وَلَن يُؤَخِّرَ ٱللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَا ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Kur’an 63:11Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında şöyle der: "Rabbim! Beni geri gönder."

Kur’an 23:99Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَـٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ ۚ كَلَّآ ۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا ۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

“Belki geride bıraktıklarımla salih amel işlerim.” Asla, bu onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir. Onların önlerinde de diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Kur’an 23:100Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The edition’s note on 23:100 says that once they die there is no chance of returning to the world, and that they remain in that state until the Day of Resurrection. The word the edition translates as “barrier” is barzakh, which is where the next section begins.

The *barzakh* and the grave

Verse 23:100, above, speaks of a barrier until the Day they are raised. The Qur’ān also says that Allah keeps the believers steadfast in this world and in the Hereafter.

يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ

Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam bir söz ile sabit kılar, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.

Kur’an 14:27Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration in Ṣaḥīḥ al-Bukhārī says that the believer made to sit in his grave testifies, and that this is what the verse speaks of; a further line in it says that the verse was revealed concerning the punishment of the grave (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1369). Another says that the deceased is asked about the Prophet ﷺ, and that the believer testifies that he is Allah’s servant and messenger, while the hypocrite or the non-believer says that he does not know (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1374).

The Sabīl library gives a supplication for refuge from four things, among them the punishment of Hell and of the grave, and says the Prophet ﷺ commanded it when one finishes the last tashahhud; the library cites this to Muslim.

Taslak çeviri: Arapça ve İngilizceden makineyle yapılmıştır; henüz bir âlim ya da bu dili ana dili olarak konuşan bir editör tarafından okunmamıştır. Bir satırın anlaşılmadığı yerde İngilizceyi gösterin ve Arapçaya güvenin.

Bir hükümle ilgili satırlar her zaman altında basılı İngilizce metinle birlikte gösterilir. Taslağı denetimden geçemeyen satır yalnızca İngilizce gösterilir.

ADört sığınma
1×
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ
Allāhumma innī a‘ūdhu bika min ‘adhābi jahannam, wa min ‘adhābil-qabr, wa min fitnatil-maḥyā wal-mamāt, wa min sharri fitnatil-Masīḥid-Dajjāl
Allah’ım, cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnelerinden ve Mesîh Deccâl’in fitnesinin şerrinden Sana sığınırım.
Müslim · sahih — emredilmiştir: “Biriniz son teşehhüdü bitirdiğinde dört şeyden Allah’a sığınsın.”
Kaynak: Namaz Zikirleri · Yayının tamamını aç

For those killed in Allah’s way the Qur’ān says this.

وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا ۚ بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Çünkü onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılırlar.

Kur’an 3:169Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration in Ṣaḥīḥ Muslim says that when a person dies their deeds come to an end except for three: ongoing charity, knowledge by which people benefit, and a righteous child who prays for them (Ṣaḥīḥ Muslim 1631). The library’s Janāzah cards say what to do from the last breath to the filling of the grave.

The Hour and the Trumpet

The Qur’ān says the Trumpet will be blown, and that the earth and the heavens will be changed.

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ ۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَىٰ فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنظُرُونَ

Sur'a üflenir, böylece Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.

Kur’an 39:68Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَـٰوَٰتُ ۖ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve Kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.

Kur’an 14:48Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration of Abū Hurayrah says that between the two blowings of the Trumpet there will be forty, and that when he was asked whether it meant days, months or years he declined to say (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4814). The same narration says that everything of the human body decays except the tailbone, and that from it the whole body will be put together again. A narration of Ḥudhayfah ibn Asīd lists the signs that come before the Hour, among them the smoke, the Dajjāl, the beast, the sun rising from the west, the descent of ʿĪsā the son of Maryam, and Gog and Magog (Ṣaḥīḥ Muslim 2901a). This page does not describe them further.

Resurrection and gathering

The Qur’ān answers those who doubt that bones can be gathered by saying that Allah is able to reassemble them, down to the fingertips.

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

İnsan biz onun kemiklerini asla toplayıp, bir araya getirmeyeceğimizi mi zanneder?

Kur’an 75:3Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

Aksine onun parmak uçlarını bile yaratıp düzenlemeye gücümüz yeter.

Kur’an 75:4Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّنَ ٱلْبَعْثِ فَإِنَّا خَلَقْنَـٰكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِن مُّضْغَةٍ مُّخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِّنُبَيِّنَ لَكُمْ ۚ وَنُقِرُّ فِى ٱلْأَرْحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا۟ أَشُدَّكُمْ ۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنۢ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔا ۚ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ هَامِدَةً فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنۢبَتَتْ مِن كُلِّ زَوْجٍۭ بَهِيجٍ

Ey insanlar! Eğer tekrar dirilmekten şüphede iseniz; şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (meniden), sonra alakadan (embriyodan), sonra (cesedi) biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, güçlü çağınıza gelirsiniz. Kiminiz vefat eder, kiminiz de bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir.

Kur’an 22:5Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration in Ṣaḥīḥ Muslim says that people will be gathered barefoot, naked and uncircumcised; when ʿĀʾishah asked whether men and women would look at one another, the Prophet ﷺ answered that the matter will be too serious for them to do so (Ṣaḥīḥ Muslim 2859a). A narration says that on that Day the sun is brought close to the creation, to a distance of a mile (Ṣaḥīḥ Muslim 2864), and another that seven will be in Allah’s shade on the day when there is no shade but His (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 660; Ṣaḥīḥ Muslim 1031a).

وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَـٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

Kur’an 18:47Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

İnsanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır.

Kur’an 83:6Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

Intercession

A long narration reports that the people, in their distress, seek someone to intercede for them with their Lord. They go to Ādam and the other prophets in turn and are sent on, until they come to Muḥammad ﷺ, who prostrates before his Lord and is told to ask and to intercede, and that his intercession will be accepted (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4712; Ṣaḥīḥ Muslim 193a). The Qur’ān says that no intercession is of any use without Allah’s permission.

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Kur’an 2:255Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًا

O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.

Kur’an 20:109Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.

Kur’an 53:26Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The reckoning

The Qur’ān speaks of a record, which each person will find spread open.

وَكُلَّ إِنسَـٰنٍ أَلْزَمْنَـٰهُ طَـٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦ ۖ وَنُخْرِجُ لَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ كِتَـٰبًا يَلْقَىٰهُ مَنشُورًا

Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

Kur’an 17:13Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
ٱقْرَأْ كِتَـٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

Kitabını oku! Bugün hesabını görücü olarak kendi kendine yetersin.

Kur’an 17:14Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

Some will be given the record in the right hand and some in the left, or from behind the back.

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ

İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”

Kur’an 69:19Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ

Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''

Kur’an 69:25Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ

Kitabı sağ eline verilecek kimseye gelince.

Kur’an 84:7Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ

Kitabı arkasından verilecek kimseye gelince.

Kur’an 84:10Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

There will be witnesses against a person: their own limbs and senses.

ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

O gün onların ağızlarını mühürleriz. Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.

Kur’an 36:65Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَـٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Nihayet onlar oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri işlediklerini bildirerek aleyhlerine şahitlik edecektir.

Kur’an 41:20Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

And the deeds are weighed.

وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا ۖ وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِينَ

Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Kur’an 21:47Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ ۚ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

İşte o gün amellerin tartılması bir hakikattir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Kur’an 7:8Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا يَظْلِمُونَ

Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları zulümlerden ötürü kendilerini hüsrana sokanlardır.

Kur’an 7:9Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ

İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse.

Kur’an 101:6Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ

Ama kimin de tartıları hafif gelirse.

Kur’an 101:8Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.

Kur’an 99:7Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ

Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.

Kur’an 99:8Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration says that the first of a servant’s deeds to be called to account is the prayer; al-Tirmidhī calls it ḥasan gharīb, and later graders differ on it (Jāmiʿ al-Tirmidhī 413). Another says that the first cases to be decided among people are those of bloodshed (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6533; Ṣaḥīḥ Muslim 1678a). A narration in Ṣaḥīḥ Muslim describes the person who comes with prayer, fasting and charity but has abused, slandered or wronged others; their good deeds are given to those they wronged, and if these run out, the sins of those wronged are put on them (Ṣaḥīḥ Muslim 2581).

The bridge

وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا

Sizden ona uğramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükmüdür.

Kur’an 19:71Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
ثُمَّ نُنَجِّى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّنَذَرُ ٱلظَّـٰلِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا

Sonra, takva sahiplerini kurtaracağız, zalimleri de orada dizüstü çökmüş olarak bırakacağız.

Kur’an 19:72Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

The edition’s note on 19:71 says that the verse refers to the bridge called the ṣirāṭ, over Hell. A long narration describes it: some will escape and be safe, some will be lacerated and let go, and some will be pushed into the Fire, while the messengers call out for safety (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6573; Ṣaḥīḥ Muslim 183a). A narration says that the believers, once saved from the Fire, are stopped at a bridge between Paradise and Hell, where what remains between them is settled, and that when they are cleansed they are admitted to Paradise (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6535). The Qur’ān speaks of the light of the believers.

يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَـٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.

Kur’an 57:12Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

Who enters Paradise and who enters Hell

The Qur’ān sets out the two outcomes in these verses.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ فِى نَارِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ ٱلْبَرِيَّةِ

Hiç şüphesiz kitap ehlinden ve müşriklerden küfre sapanlar, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir.

Kur’an 98:6Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ ٱلْبَرِيَّةِ

Şüphesiz, iman edip salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.

Kur’an 98:7Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
جَزَآؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۖ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُۥ

Onların Rablerinin yanındaki mükâfatları altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu Rabbinden korkan kimseler içindir.

Kur’an 98:8Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration says that Allah will order those who had faith equal to the weight of a grain of mustard seed to be taken out of the Fire (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 22), and another speaks of those who used to testify that none has the right to be worshipped but Allah being brought out (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6573). Verse 39:53, on Allah’s mercy, is shown above. This page gives no verdict on any person.

Paradise

فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّآ أُخْفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Hiç kimse yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.

Kur’an 32:17Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَـٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ۚ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Allah, Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler ve Adn Cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.

Kur’an 9:72Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌ ۖ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

İyi amellerde bulunanlara, güzellik (Cennet) ve fazlası (Allah -Azze ve Celle-'nin yüzüne bakmak) vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar Cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler.

Kur’an 10:26Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ

Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

Kur’an 75:22Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

Rabbine bakar. (O'nu göreceklerdir)

Kur’an 75:23Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration in al-Bukhārī and Muslim quotes Allah as saying that He has prepared for His righteous servants what no eye has seen, no ear has heard, and no heart has imagined (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3244; Ṣaḥīḥ Muslim 2824a). The edition’s note on 10:26 says that “the best reward and more” is Paradise and the seeing of Allah. Narrations say that the believers will see their Lord as they see the full moon (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 554; Ṣaḥīḥ Muslim 633a).

Hell

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَـٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا

Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kur’an 4:56Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4
إِنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا

(Münafıklar Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.)

Kur’an 4:145Turkish Translation - Rowwad Translation Center · QuranEnc.com · version 1.0.4

A narration says that the fire of this world is one part of seventy parts of the fire of Hell (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3265; Ṣaḥīḥ Muslim 2843a), and another that the one with the lightest punishment has two embers placed under his feet, so that his brain boils (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6562; Ṣaḥīḥ Muslim 213a; in a variant, two shoes of fire, Ṣaḥīḥ Muslim 213b). The verse on the hypocrites speaks of the lowest depths of the Fire. This page does not describe Hell further.

After judgment

A narration says that death will be brought in the form of a ram and slaughtered, and that it will then be said to the people of both: eternity, and no death (Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4730; Ṣaḥīḥ Muslim 2849a). Verses 98:6 and 98:8, above, speak of staying forever in the Fire and in the Gardens of Eternity, and this page says no more than they do.

References

Verses of the Qur’ān, by sūrah and verse, all shown above: 2:255; 3:169; 4:18; 4:48; 4:56; 4:145; 6:61; 7:8–9; 7:172; 9:72; 10:26; 14:27; 14:48; 16:32; 17:13–15; 17:85; 18:47; 19:71–72; 20:109; 21:47; 22:5; 23:12–14; 23:99–100; 30:30; 32:11; 32:17; 36:65; 39:53; 39:68; 41:20; 50:17–18; 51:56; 53:26; 57:12; 63:11; 67:2; 69:19; 69:25; 75:3–4; 75:22–23; 82:10–12; 83:6; 84:7; 84:10; 98:6–8; 99:7–8; 101:6; 101:8.

Narrations, by collection and number as sunnah.com numbers them: al-Bukhārī by the numbering of Fatḥ al-Bārī; Muslim by Muḥammad Fuʾād ʿAbd al-Bāqī’s numbers, with the letter sunnah.com adds where it divides one; al-Tirmidhī by sunnah.com’s numbering of the Jāmiʿ.

  • Before life and the womb: Ṣaḥīḥ Muslim 2653b; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3208; Ṣaḥīḥ Muslim 2643a; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1358.
  • Repentance, deeds and mercy: Jāmiʿ al-Tirmidhī 3537; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 5673; Ṣaḥīḥ Muslim 2816a.
  • The grave: Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1369; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 1374; Ṣaḥīḥ Muslim 1631.
  • The Hour, resurrection and gathering: Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4814; Ṣaḥīḥ Muslim 2901a; Ṣaḥīḥ Muslim 2859a; Ṣaḥīḥ Muslim 2864; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 660; Ṣaḥīḥ Muslim 1031a.
  • Intercession and the reckoning: Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4712; Ṣaḥīḥ Muslim 193a; Jāmiʿ al-Tirmidhī 413; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6533; Ṣaḥīḥ Muslim 1678a; Ṣaḥīḥ Muslim 2581.
  • The bridge and the two abodes: Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6573; Ṣaḥīḥ Muslim 183a; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6535; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 22; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3244; Ṣaḥīḥ Muslim 2824a; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 554; Ṣaḥīḥ Muslim 633a; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 3265; Ṣaḥīḥ Muslim 2843a; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 6562; Ṣaḥīḥ Muslim 213a; Ṣaḥīḥ Muslim 213b; Ṣaḥīḥ al-Bukhārī 4730; Ṣaḥīḥ Muslim 2849a.

From the Sabīl library: the supplication for refuge from four things, in Adhkār of the Prayers; and Janāzah, linked, not quoted.

Where to go next