Aller au contenu
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Ghaafir
Sourate 40

Al-Ghaafir

Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.

Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21

Versets 4–6

مَا يُجَـٰدِلُ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَـٰدِ 4 كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۖ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ ۖ وَجَـٰدَلُوا۟ بِٱلْبَـٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ 5 وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ 6

4- Allah’ın âyetleri hakkında ancak kâfirler tartışır. O halde onların ülkelerde gezip dolaşması seni aldatmasın. 5- Onlardan önce Nûh’un kavmi, Nûh’un kavminden sonra da (peygamberlere karşı birleşen müşrik) birlikler yalanlamışlardı. Her ümmet peygamberini yakalayıp öldürmeye kastetmiş ve hakkı ortadan kaldırmak için batılla tartışmışlardı. Ben de onları (azapla ansızın) yakaladım. Peki, benim cezalandırmam nasılmış?! 6- Böylece Rabbinin, kâfirlerin cehennemlik olduğu yönündeki (azap) sözü, onlar hakkında gerçekleşmiş oldu.

4. Yüce Allah, “Allah’ın âyetleri hakkında ancak kâfirler tartışır” buyurmaktadır. Burada tartışmaktan kasıt, Allah’ın âyetlerini reddetmek, batıl ile onlara karşı çıkmak maksadı ile yapılan tartışmadır. Bu ise kâfirlerin yaptığı bir iştir. Müminlere gelince onlar hakka boyun eğerler. Bundan maksatları da hak ile batılı çürütmektir. Bu yüzden insanın, bir başkasının dünyevî hali dolayısı ile aldanmaması, Allah’ın dünyada ona bir şeyler vermiş olmasını, onu sevdiğine ve o kimsenin hak üzere olduğuna delil saymaması gerekir. Bu bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde onların ülkelerde gezip dolaşması seni aldatmasın.” Yani çeşitli ticaret ve kazanç imkânları ile oralarda gidip gelmelerine aldanma! Aksine kula düşen, insanları hak ile değerlendirmek, şer’î hakikatlere bakarak o hakikatler ile insanları tartmaktır. Hakkı, bilgisiz ve akılsız kimselerin yaptığı gibi insanlarla tartmaya kalkışmamaktır. Daha sonra Yüce Allah, önceki ümmetlerden bazılarının yaptığı gibi Allah’ın âyetlerini iptal etmek maksadı ile onlara karşı çıkıp tartışanları tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:

5. “Onlardan önce Nûh’un kavmi” yine Âd kavmi de “Nûh’un kavminden sonra da birlikler” güruhlar halinde bir araya gelen, hakkı iptal etmek ve batılı zafere kavuşturmak üzere bir araya toplanan “birlikler yalanladılar.” Öyle ki bu gruplaşmaları sonunda “her ümmet peygamberini yakalayıp öldürmeye kastetmiş…” Bir peygambere karşı yapılabilecek en ileri saldırı budur. Oysa o peygamberler, hayır ehlinin önderleridir. Saf hakikat, onlarla beraberdir. Onların getirdikleri hakta hiçbir şüphe ve tereddüt yoktur. Ama bu ümmetler, onları öldürmek istediler. Peki, böyle bir azgınlık, sapıklık ve bedbahtlıktan sonra içinden çıkmaları mümkün olmayacak pek büyük azaptan başkası söz konusu olabilir mi? Bundan dolayı Allah, onların dünyevî ve uhrevî cezaları hususunda şöyle buyurmaktadır:“Ben de” yalanlamaları ve pygamberlere karşı birleşmeleri dolayısı ile “onları (azapla ansızın) yakaladım. Peki, benim cezalandırmam nasılmış?” Elbette o, cezanın en çetini ve en müthişi idi. Bu ceza ya bir çığlıktı, ya üzerlerine yağan bir taş yağmuru idi, ya yere onları yutması için ya da denize onları boğmaları için verdiği bir emirdi. Sonunda onlar, sönmüş bir ateş alevi gibi hareketsiz kalıverdiler.

6. “Böylece Rabbinin, kâfirlerin cehennemlik olduğu yönündeki (azap) sözü, onlar hakkında gerçekleşmiş oldu” öncekiler hakkında azap sözüne sebep olan sapıklık hükmü hak olduğu gibi bu kafirler hakkında da hak olmuştur.