Aller au contenu
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nisaa
Sourate 4

An-Nisaa

Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.

Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21

Verset 8

وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا 8

8- (Miras) paylaşımı sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa onları o maldan nasiplendirin ve onlara güzel sözler söyleyin.

8. Bu da Yüce Allah’ın kalpleri hoşnut eden oldukça üstün ve güzel hükümlerinden birisidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“(Miras) paylaşımı sırasında yakınlar” buradaki “paylaşım” ifadesi gereği bu yakınlardan kasıt, mirasçı olmayan akrabalardır. Zira mirasçılar kendilerine paylaşım yapılan kimseler arasındadırlar. “yetimler ve yoksullar” yâni kendilerine bir şeyler verilme hakkına sahip olan fakirler de “hazır bulunurlarsa onları o maldan nasiplendirin” yâni herhangi bir çaba, gayret ve yorgunluk söz konusu olmaksızın elinize geçen bu maldan kolayınıza gelen bir şeyler verin. Çünkü onların canları da böyle bir malı çekmekte ve bir şeyler verilmesini beklemektedirler. Sizler de size zarar vermeyecek ve onlara da fayda sağlayacak bir miktarı vermek sureti ile gönüllerini hoş edin. Bu buyruğun anlamından anlaşıldığına göre bir kimsenin elinde bulunan bir şeyi bir başkası görür de ondan bir şeyler arzuladığı fark edilirse ona mümkün mertebe bir şeyler vermek gerekir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:“Sizden herhangi birisine hizmetçi yemeğini getirecek olursa onu kendisi ile birlikte oturtsun. Kendisi ile birlikte oturtmayacak olursa bile ona bir yahut iki lokma veriversin.” Ashab-ı Kiram da ağaçlarından ilk mahsulleri topladıkları vakit onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirir, o da onlara bereket ihsan edilmesi için duada bulunur sonra da orada bulunan en küçük çocuğu bulup o meyveyi ona verirdi. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o küçük çocuğun bunu iştiyakla arzuladığını bilirdi. Bütün bunlar ise vermenin mümkün olması halinde söz konusudur. Şâyet böyle bir şeye imkan bulunmazsa -mesela o, sefih kimselerin hakkı olabilir yahut da daha önemli bir durum söz konusu olabilir- o takdirde böylelerine “güzel söz” söylenmelidir. Yani güzel sözle, çirkin ve kötü olmayan ifadelerle ve iyilikle onlara karşılık vermek gerekir.