An-Nisaa
Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.
Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَـٰنٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا 174 فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍ مِّنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا 175
174- Ey insanlar! Rabbinizden size bir burhan geldi. Size apaçık bir nur da indirdik. 175- Allah’a iman edip de O’na sarılanlara gelince O; onları kendinden bir rahmetin ve lütfun içine yerleştirecek ve kendisine varan dosdoğru bir yola iletecektir.
174. Yüce Allah, insanlara ulaştırmış olduğu kesin deliller ve apaçık nurlar dolayısı ile lütfunu hatırlatmakta, onlara karşı delili ortaya koyup izlemeleri gereken yolu da açıkça göstererek şöyle buyurmaktadır:“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir burhan” yani hakkı gösteren ve onu açıklayıp netleştiren, hakkın zıddını da ortaya koyan kat’i deliller “geldi.” Bu, hem aklî delilleri hem de naklî delilleri kapsamakta, yine hem afakî (insanların dış dünyalarındaki) belgeleri hem de enfusi (iç dünyalarındaki) delilleri ihtiva etmektedir: “Onun, gerçeğin ta kendisi olduğu kendilerine apaçık belli oluncaya kadar âyetlerimizi onlara hem afakta hem kendi nefislerinde göstereceğiz.”(Fussilet, 41/53) Yüce Allah’ın: “Rabbinizden” buyruğunda, bu delilin ne kadar şerefli ve ne kadar büyük olduğuna delil teşkil edecek bir incelik vardır. Çünkü bu burhan, sizi hem dini hem dünyevi terbiyesi ile besleyip büyüten Rabbinizden gelmiştir. İşte kendisi sebebi ile övülmeye ve şükredilmeye layık olan size yönelik bu terbiyesinin bir parçası da kendileri vasıtası ile sizleri dosdoğru yola iletmek ve nimetlerle dolu cennetlere ulaştırmak için bu apaçık delilleri size ulaştırmış olmasıdır. “Size apaçık bir nur da indirdik.” Bu da Kur’ân-ı Kerim’dir. Ki o öncekilerin de sonrakilerin ilimlerini, faydalı ve doğru haberleri, adaleti, ihsanı ve hayır olan her bir emri, buna karşılık her türlü zulüm ve kötülüğü de yasaklamayı ihtiva etmektedir. Eğer insanlar onun nurları ile aydınlanmayacak olurlarsa karanlık içerisinde kalırlar. Eğer onun hayrından yararlanmayacak olurlarsa büyük bir bedbahtlık içerisine düşerler. Ancak insanlar, Kur’ân-ı Kerîm’e iman ve onunla yararlanmaları açısından iki kısma ayrılmışlardır:
175. “Allah’a iman edip de” yani O’nun varlığını kabul ederek, bütün kemal sıfatlara sahip olduğuna, her türlü eksiklik ve kusurdan da münezzeh olduğuna inanan ve “O’na sarılanlara” yani Allah’a sığınan, O’na güvenen, kendi güç ve imkânlarının bu hususta işe yaramadığını kabul ederek Rablerinin yardımını isteyenlere “gelince O, onları kendinden bir rahmetin ve lütfun içine yerleştirecek” yani Yüce Allah onları özel bir rahmetle saracak, onları hayırlara muvaffak kılacak, onları bol bol mükâfatlandıracak, her türlü belayı da onlardan uzaklaştıracak “ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir” Onları ilme, amele, hakkı bilip gereğince amel etmeye muvaffak kılacaktır. Diğer taraftan kim de Allah’a iman etmez, O’na sarılmaz, O’nun kitabına sıkı sıkıya tutunmaz ise Allah, onlara rahmette bulunmayacak ve onları lütfundan mahrum bırakacaktır. Onları kendi hallerine bırakacaktır. Bu nedenle de onlar hidâyet bulamayacaklar, aksine imanı terk etmelerinin bir cezası olarak apaçık bir sapıklığa düşecekler, bunun sonucunda da büyük bir zarar ve mahrumiyetle karşı karşıya kalacaklardır. Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik temenni ederiz.