Al-Anbiyaa
Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.
Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21
أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَـٰهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ 30
30- Kâfirler görmedi mi ki gökler ve yer yapışık idi de biz onları ayırdık ve canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ imana gelmezler mi?
30. Yani şu Rablerini inkâr ederek kâfir olanlar, yalnız O’na ihlâsla kulluk etmeyi reddedenler, her türlü hamde layık, lütuf ve kerem sahibi, yegane mabud olan yüce Rabbin varlığına delalet edecek hususları müşahade edip görmüyorlar mı? Onlar göğün ve arzı gözlemleyecek olurlarsa, her ikisinin de birbirine bir zamanlar bitişik ve yapışık olduklarını göreceklerdir. Gökte bulut ve yağmur diye bir şey yoktu. Bu yer ise cansız ve hareketsizdi. Bitki namına üzerinde bir şey bulunmuyordu. Biz semayı yağmur ile yeri de bitkiler ile yarıp ayırdık. Göklerde daha önce tek bir bulut parçası dahi yokken orada bulutlar var ettiğini, bu bulutlara bol bol su yükledikten sonra da onları her bir yanı kuruyup toz toprak olmuş, suya hasret kalmış çorak bir beldeye sürdüğünü, bulutlardan oraya yağmur yağdırdıktan sonra oranın sarsılarak harekete geçtiğini, kabardığını, çeşitli şekillerde ve birçok menfaatler ihtiva eden göz kamaştırıcı her bir çiftten türlü türlü ekinler bitirdiğini görmüyorlar mı? Bütün bunlar şanı Yüce Allah’ın hak ilâh olduğuna, O’nun dışındakilerin ise batıl olduklarına, O’nun ölüleri dirilteceğine, Rahman ve Rahim olduğuna delil değil mi? İşte bundan dolayı Yüce Allah:“Hâlâ” herhangi bir şüphe ve şirk ihtiva etmeyen, doğru bir şekilde “imana gelmezler mi?” diye buyurmaktadır.
aha sonra Yüce Allah afaki (dış dünyadaki) delilleri sayarak şöyle buyurmaktadır: