An-Nahl
Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.
Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21
مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ إِيمَـٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُۥ مُطْمَئِنٌّۢ بِٱلْإِيمَـٰنِ وَلَـٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلْكُفْرِ صَدْرًا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ 106 ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَـٰفِرِينَ 107 أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَـٰفِلُونَ 108 لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ 109
106- Her kim imanından sonra Allah’ı inkar ederse -kalbi imanla dolu olduğu halde (küfre) zorlanan müstesna, ama her kim gönlünü küfre açarsa- işte Allah’ın gazabı onların üzerinedir ve onlar için çok büyük bir azap vardır. 107- Bunun sebebi şudur: Onlar, dünya hayatını âhirete tercih etmişlerdir ve Allah da hiç şüphesiz kâfirler topluluğuna yol göstericilik etmez. 108- İşte onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar, gafillerin ta kendisidir. 109- Hiç şüphesiz âhirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.
106. Şanı Yüce Allah “imanından sonra Allah’ı inkar” edip kafir olan kimselerin feci hallerini haber vermektedir. Onlar gözleri açılmışken tekrar kör olan, hidâyet bulduktan sonra dalâlete dönen, rahatlıkla ve rıza ile küfre göğüs açan kimselerdir. İşte onlar, son derece merhametli olan Rabbin oldukça ağır gazabına maruz kalacaklardır ki O, gazap etmesi halinde gazabına karşı hiçbir şey mukavemet gösteremez ve onunla birlikte her şey gazaba gelir. “Ve onlar için çok büyük bir azap vardır.” Bu azap ebedî ve sürekli, ayrıca oldukça da şiddetli ve çetindir. 107-108. “Bunun sebebi şudur: Onlar, dünya hayatını âhirete tercih etmişlerdir.” Çünkü onlar, gelip geçici dünyalığın bir bölümüne göz dikip onu istediler. Ahiret hayırlarına iltifat etmediler, ahiretten yana isteksiz davrandılar. Ne zaman ki onlar, küfrü imana tercih ettiler, Allah da onları hidâyetten mahrum bıraktı. Çünkü küfür, değişmez sıfatları olmuştur. Allah da bundan dolayı onların kalplerine mühür vurmuştur. Kalplerine hayır namına bir şey girmez. Onların kulaklarını ve gözlerini de mühürlediğinden dolayı bunlardan içeriye kendilerine faydalı olacak şeyler sızmaz ve kalplerine ulaşmaz. Bu sebepten gaflet, onları kuşatmış ve Allah’ın yardımından uzak kalmak onların çevrelerini sarmıştır. Her şeyi kuşatmış olan Allah’ın rahmetinden mahrum olmuşlardır. Buna sebep ise bu rahmet kendilerine geldiğinde onu reddetmiş olmaları, kendilerine sunulduğunda onu kabul etmemiş olmalarıdır.
109. “Hiç şüphesiz âhirette” kıyamet gününde “hüsrana uğrayacaklar da onlardır.” kendilerini zarara sokup mallarını ve ailelerini kaybederek ziyana uğrayacak, böylelikle ebedi kalıcı nimetleri elden kaçırıp can yakıcı azaba duçar olacaklardır. Küfür sözünü söylemek için zorlanan, buna mecbur tutulan, bununla birlikte kalbi iman ile dopdolu olup imanı candan benimseyen kimse ise onlar gibi değildir. Böylesi için herhangi bir vebal ve günah yoktur. Onun baskı altında küfür sözünü söylemesi caizdir. Bu, aynı zamanda hanımını boşamaya, kölesini azad etmeye, bir malı satmaya yahut satın almaya veya diğer akitlere mecbur edilen mükreh (zorlanan) kimsenin söyleyeceği sözlerin muteber olmadığına ve bunun şer’i herhangi bir hüküm/sonuç doğurmadığına delildir. Zira böyle bir kimse, zorlanması halinde küfür sözünü söylediği takdirde cezalandırılmayacağına göre bunun dışındaki sözlerden sorumlu olmaması öncelikle söz konusu olur.