پرش به محتوا
Tafsir As-Saadi - Turkish · Saad
سورهٔ ۳۸

Saad

این تفسیری به زبانی غیر از عربی است، همان‌گونه که در Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) آمده و از نسخهٔ باز داده‌های QUL گرفته شده که spa5k/tafsir_api نگه می‌دارد. اطلاعات ثبت‌شدهٔ QUL نمی‌گوید چه کسی آن را نوشته یا ترجمه کرده و از کدام چاپ پیروی می‌کند، و برای متن مجوزی بیان نمی‌کند، پس حق نمایش آن تأیید نشده است. کسی آن را با کتاب چاپی مقایسه نکرده و عالمی آن را بررسی نکرده است. هر بخش در کنار آیه‌هایی آمده که دربارهٔ آن‌ها توضیح می‌دهد و این آیه‌ها متن قرآن از Tanzil است، همان‌گونه که آنجا هست. سبیل چیزی از آن را ننوشته و ترجمه نکرده است.

متن ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITبرداشته‌شده در 2026-10-21

آیه‌های ۲۷–۲۹

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَـٰطِلًا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ ۲۷ أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ ۲۸ كِتَـٰبٌ أَنزَلْنَـٰهُ إِلَيْكَ مُبَـٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَـٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ ۲۹

27- Biz; göğü, yeri ve ikisi arasındekileri boşuna yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. (Girecekleri cehennem) ateşinden dolayı vay o kâfirlerin haline! 28- Yoksa biz, iman eden ve salih ameller işleyenlerle yeryüzünde fesat çıkaranları yahut takvâ sahipleri ile günahkârları bir mi tutacağız (sanıyorlar)? 29- (Bu,) âyetlerini iyice düşünsünler ve olgun akıl sahipleri de öğüt alsın diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır.

27. Yüce Allah, gökleri ve yeri yaratmaktaki eksiksiz hikmetini haber vermekte, onları boş yere yani faydasız, amaçsız, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını bildirmektedir. “Bu, kâfirlerin” Rableri hakkındaki “zannıdır.” Çünkü onlar, O’nun hakkında celal ve azametine yakışmayan zanlarda bulunurlar. “(Girecekleri cehennem) ateşinden dolayı vay o kâfirlerin haline!” İşte onların haksızlıklarına karşı verilecek ceza ateş olacaktır. Ve bu azap onların her yanlarını kuşatacaktır. Allah, gökleri ve yeri hak ile ve hak için yaratmıştır. Bu sayede kulları O’nun bilgisinin ve kudretinin kemalini, egemenliğinin genişliğini bilsinler diye var etmiştir. Yegane mabudun yalnızca O olduğunu, göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey yaratamamış varlıkların ibadete layık olmadıklarını anlasınlar, öldükten sonra dirilişin hak olduğunu, Allah’ın hayır ehli ile şer ehli arasında adil hükmünü vereceğini bilsinler, Allah’ın hikmetini bilmeyen cahiller de O’nun, vereceği hükümde bu iki tarafa eşit davranacağını sanmasınlar diye yaratmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

28. Böylesi, bizim hikmetimize de hükmümüz de yakışmaz.

29. “(Bu)... sana indirdiğimiz mübarek” pek çok hayırlar ve pek büyük ilim ihtiva eden “bir Kitaptır.” Her türlü sapıklıktan uzaklaştırıp hidâyete iletir ve her türlü hastalığa şifa ihtiva eder. O, karanlıklarda kendisinin aydınlığında yol alınan bir nurdur. Bu kitapta mükelleflerin gerek duyabileceği her türlü hüküm vardır. O, her bir maksada dair kati delilleri içerir. Sahip olduğu bu özellikler dolayısı ile o, Allah'ın dünyayı yarattığı günden beri gönderilmiş en üstün kitaptır. “Âyetlerimi iyice düşünsünler…” yani bu Kitabın, indiriliş hikmeti budur. İnsanlar, onun âyetleri üzerinde iyice düşünsünler, o âyetlerdeki ilimleri çıkarsınlar, sırlarını ve hikmetlerini iyiden iyiye incelesinler. Bu Kitap üzerinde iyice düşünmek, anlamlarını tefekkür etmek, tekrar tekrar onun üzerinde fikir yürütmek sayesinde onun bereket ve hayırları elde edilir. Bu buyruk, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde düşünmeyi teşvik ettiği gibi bunun, amellerin en faziletlisi olduğuna, tefekkür içerisinde Kur’ân okumanın, bu maksadı gerçekleştirmeyen hızlıca okumadan daha faziletli olduğuna delildir. “Olgun akıl sahipleri de öğüt alsın diye” yani sağlam akıl sahipleri, bu Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri üzerinde iyiden iyiye düşünerek her bir ilmi öğrenirler ve her bir maksada erişirler. Bu buyruk da kişinin aklının mükemmelliği ve doğruluğu oranında bu Kitaptan öğüt alıp yararlanabileceğine delildir.