پرش به محتوا
Tafsir As-Saadi - Turkish · Aal-i-Imraan
سورهٔ ۳

Aal-i-Imraan

این تفسیری به زبانی غیر از عربی است، همان‌گونه که در Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) آمده و از نسخهٔ باز داده‌های QUL گرفته شده که spa5k/tafsir_api نگه می‌دارد. اطلاعات ثبت‌شدهٔ QUL نمی‌گوید چه کسی آن را نوشته یا ترجمه کرده و از کدام چاپ پیروی می‌کند، و برای متن مجوزی بیان نمی‌کند، پس حق نمایش آن تأیید نشده است. کسی آن را با کتاب چاپی مقایسه نکرده و عالمی آن را بررسی نکرده است. هر بخش در کنار آیه‌هایی آمده که دربارهٔ آن‌ها توضیح می‌دهد و این آیه‌ها متن قرآن از Tanzil است، همان‌گونه که آنجا هست. سبیل چیزی از آن را ننوشته و ترجمه نکرده است.

متن ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITبرداشته‌شده در 2026-10-21

آیه‌های ۱۴۹–۱۵۱

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَـٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَـٰسِرِينَ ۱۴۹ بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّـٰصِرِينَ ۱۵۰ سَنُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ بِمَآ أَشْرَكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَـٰنًا ۖ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ ۚ وَبِئْسَ مَثْوَى ٱلظَّـٰلِمِينَ ۱۵۱

149- Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız sizi ökçelerinizin üzerinde geri döndürürler de zarara uğrayanların durumuna düşersiniz. 150- Hâlbuki Allah sizin dost ve yardımcınızdır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır. 151- Allah’a haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştuklarından dolayı kâfirlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınağı cehennemdir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!

149. Yüce Allah:“Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat edecek olursanız…” buyruğu ile mü’minlere münafık ve müşriklerin de aralarında bulunduğu kâfirlere itaat etmelerini yasaklamaktadır. Çünkü mü’minler bunlara itaat edecek olurlarsa bilmelidirler ki bunlar, mü’minler hakkında kötülükten başka bir şey istemezler. Onlar mü’minleri küfre geri döndürmek isterler ki küfrün âkıbeti ise zarardır, ziyandır.

150. Daha sonra Yüce Allah bizzat kendisinin mü’minlerin dost ve yardımcısı olduğunu haber vermektedir. Bu buyruk onlara bu gerçeği bildirdiği gibi, mü’minlerin işlerini lütfu ile üzerine alanın ve onları çeşitli şerlerden koruyacak olanın kendisi olduğuna dair bir müjdeyi de içermektedir. Bunun kapsamı içerisinde ise yalnızca O’nu -herkesi bir tarafa bırakmak sureti ile- dost ve yardımcı edinmeleri gerektiğine dair bir teşvik de vardır.

151. Allah’ın onlara dost ve yardımcı olmasının bir belirtisi de onlara kâfir olan düşmanlarının kalplerine büyük bir korku salacağı vaadinde bulunmasıdır. Bu büyük korku ise o kâfirleri maksatlarının birçoğunu gerçekleştirmekten alıkoyar. Nitekim Yüce Allah mü’minlere verdiği bu sözü gerçekleştirmiştir. Çünkü müşrikler Uhud’dan geri döndükten sonra kendi aralarında danışarak:“Onlardan birtakım kimseleri öldürdükten ve onları bozguna uğrattıktan sonra kökten onları imha etmeden nasıl geri döneriz?” demişler ve bunu gerçekleştirmek istemişlerdi. Ancak Allah kalplerine korku saldı ve istediklerini gerçekleştiremeden geri dönmek zorunda kaldılar. Şüphesiz bu, ilâhi yardımın en büyüklerindendir. Çünkü önceden de geçtiği gibi Allah’ın mü’min kullarına yardımı şu iki şekilden birisi ile olur: Ya kâfirlerin bir bölümünün öldürülmesini sağlar yahut da onları istediklerini gerçekleştirmekten alıkoyup zarar içerisinde geri dönmelerini sağlar. İşte buradaki yardım şekli bu ikinci türdendir. Daha sonra Yüce Allah kâfirlerin kalplerine korku salmayı gerektiren sebebi şöylece söz konusu etmektedir:“Allah’a haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştuklarından dolayı...” Yani bu korku salmanın sebebi, onların herhangi bir delil ve belge olmaksızın sırf kendi hevâ ve bozuk iradeleri uyarınca ilâh diye edindikleri ortaklar ve putlardır. Böylelikle onlar bir ve tek olan Rahman’ın dostluk bağını koparmış oldular. İşte bundan dolayı müşrik, her zaman için mü’minden korkar. Sağlam bir dayanağı yoktur. Her türlü zorluk ve sıkıntı esnasında sığınacağı yeri de yoktur. Onun dünyadaki hali budur. Âhiretteki hali ise bundan daha zorlu ve daha ağırdır. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onların barınağı cehennemdir” yani onların barınacakları ve duracakları yer cehennem olacaktır, onlar oradan çıkma imkânını bulamayacaklardır. “Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!” Onların zulüm ve düşmanlıkları sebebi ile varacakları yer ateştir.