Luqman
یہ عربی کے سوا کسی اور زبان میں ایک تفسیر ہے جیسا Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) کے پاس ہے، QUL کے ڈیٹا کی اس کھلی نقل سے لیا گیا جو spa5k/tafsir_api رکھتا ہے۔ QUL کے اندراج میں یہ نہیں بتایا گیا کہ اسے کس نے لکھا یا ترجمہ کیا اور وہ کس چھپے ہوئے ایڈیشن کی پیروی کرتی ہے، اور متن کے لیے کوئی لائسنس بیان نہیں کیا گیا، اس لیے اسے دکھانے کا حق تصدیق شدہ نہیں۔ کسی نے اسے چھپی ہوئی کتاب سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ہر حصہ ان آیات کے ساتھ ہے جن پر وہ تبصرہ کرتا ہے، اور وہ آیات Tanzil کا قرآنی متن ہیں، جیسا وہاں ہے۔ سبیل نے اس میں سے کچھ نہیں لکھا اور نہ اس کا ترجمہ کیا۔
متن ماخوذ ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 کو لیا گیا
وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ 22 وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ ۚ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ 23 نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ 24
22- Kim ihsan sahibi olduğu halde yüzünü Allah’a teslim ederse şüphesiz o, en sağlam kulpa tutunmuş olur. İşlerin âkıbeti Allah’a döner. 23- Kim de küfre saparsa onun küfrü seni üzmesin. Onlar, bize döneceklerdir ve biz de yaptıklarını onlara bildireceğiz. Şüphesiz Allah, kalplerde olanı çok iyi bilir. 24- Biz onları (dünyada) azıcık faydalandırırız, sonra da oldukça ağır bir azaba mahkûm ederiz.
22. “Kim ihsan sahibi olduğu halde” sahip olduğu bilgi, meşru bir bilgi olup bu hususta da Allah Rasûlüne uymuş olduğu halde “yüzünü Allah’a teslim ederse” şer’î hükümleri yerine getirerek, dinini yalnızca O’na halis kılarak, O’na itaat eder ve boyun eğerse... Yahut kim, Yüce Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet eder, Allah’ı görmese bile Allah’ın kendisini gördüğü şuuru içinde olarak ihsan sahip olur, bütün ibadetleri yerine getirmek sureti ile kendisini Allah’a teslim ederse; Yahut da her kim, Allah’ın kullarına -onların haklarını yerine getirmek sureti ile- ihsan sahibi olup iyilik eder ve kendisini Yüce Allah’a teslim ederse... Bu anlamların biri diğerinden ayrılmaz. Sadece lafızların geliş noktaları bakımından aralarında bir fark vardır. Yoksa bunların hepsi de makbul ve kemâl derecede dinin bütün şer’î hükümlerini yerine getirme konusunda ittifak halindedir. İşte kim bunları yapacak olursa “şüphesiz o, en sağlam kulpa tutunmuş olur.” Yani tutunan kişiyi sağlam bir yere tutunduran, kurtuluşa götüren, helâkten koruyan ve her bir hayrı elde etmesi sonucunu doğuran kulpa yapışmış olur. Kim de kendisini Allah’a teslim etmeyecek yahut bu sapasağlam kulpa sımsıkı sarılmayacak olursa artık o, helâk ve yok oluştan başka bir sonuç ile karşı karşıya kalmaz. “İşlerin âkıbeti Allah’a döner.” Dönüşü, varacağı yer ve sona ereceği nokta O’dur. O, kulları hakkında hükmünü verecek ve amellerinin vardığı sonuca, ulaştığı âkıbete göre karşılıklarını verecektir. O halde bu sonuca hazır olsunlar.
23. “Kim de küfre saparsa onun küfrü seni üzmesin.” Çünkü sen, davet ve tebliğ görevini eksiksiz yerine getirdin. Eğer davetine muhatap olanlar, hidâyet bulmayacak olsa bile senin Allah’tan ecrini alman bir haktır. Bu kimselerin hidâyet bulmayışları dolayısı ile üzülmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Çünkü bu gibilerinde hayır olsa idi, şüphesiz Allah onları hidâyete iletirdi. Aynı şekilde sana karşı düşmanlık etme cesaretini göstermiş, seninle savaşmış, sapıklık ve küfürlerini sürdürmüş olmaları dolayısı ile de üzülme. Diğer taraftan Allah’ın onların azaplarını dünyada çabucak göndermemiş olmasından ötürü de yanıp yakılma. Çünkü “onlar, bize döneceklerdir ve biz de yaptıklarını onlara bildireceğiz.” Onların inkârlarını, düşmanlıklarını, Allah’ın nurunu söndürmek için çalışmalarını ve peygamberlerine olan eziyetlerini haber vereceğiz. “Şüphesiz Allah” dile dahi getirmedikleri ve içlerinde sakladıkları da dahil “kalplerde olanı çok iyi bilir.” Ya açığa çıkıp herkesin gözü önünde olanların durumu ne olur, dersin?
24. “Biz onları” günahları daha çok artsın, azapları daha çok biriksin diye dünayda “azıcık faydalandırırız. Sonra da oldukça ağır bir azaba” yani son derece büyük, korkunç, acı ve ızdırap verici, şiddetli bir azaba “mahkûm ederiz.”