سیدھے مواد پر جائیں
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Muminoon
سورت 23

Al-Muminoon

یہ عربی کے سوا کسی اور زبان میں ایک تفسیر ہے جیسا Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) کے پاس ہے، QUL کے ڈیٹا کی اس کھلی نقل سے لیا گیا جو spa5k/tafsir_api رکھتا ہے۔ QUL کے اندراج میں یہ نہیں بتایا گیا کہ اسے کس نے لکھا یا ترجمہ کیا اور وہ کس چھپے ہوئے ایڈیشن کی پیروی کرتی ہے، اور متن کے لیے کوئی لائسنس بیان نہیں کیا گیا، اس لیے اسے دکھانے کا حق تصدیق شدہ نہیں۔ کسی نے اسے چھپی ہوئی کتاب سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ہر حصہ ان آیات کے ساتھ ہے جن پر وہ تبصرہ کرتا ہے، اور وہ آیات Tanzil کا قرآنی متن ہیں، جیسا وہاں ہے۔ سبیل نے اس میں سے کچھ نہیں لکھا اور نہ اس کا ترجمہ کیا۔

متن ماخوذ ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 کو لیا گیا

آیات 73–74

وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ 73 وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَـٰكِبُونَ 74

73- Gerçek şu ki sen onları dosdoğru bir yola davet ediyorsun. 74- Ahirete iman etmeyenler ise (ısrarla doğru) yoldan sapıyorlar.

73-74. Yüce Allah, yukarda geçen âyetlerde iman etmeyi gerektiren bütün sebebleri ve imana mani olan hususları söz konusu etmiş, bu manilerin tutarsızlıklarını teker teker dile getirmiştir. Yüce Allah, imanın manileri arasında onların şunları saymıştır:(1) Kalplerinin gaflet içerisinde oluşunu. (2) İlâhi buyruklar üzerinde gereği gibi düşünmediklerini. (3) Atalarına uyduklarını. (4) Peygamberlerinin deli olduğunu söylediklerini ki bunlara dair açıklamalar yukarda geçti. İman etmelerini gerektiren hususlar arasında da şunları saymıştır:(1) Kur’ân-ı Kerîm üzerinde dikkatle düşünmek. (2) Allah’ın nimetini kabul ile karşılamak. (3) Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i tanımak, durumunu, onun tam anlamı ile doğru sözlü ve güvenilir birisi olduğunu bilmek. (4) Onun onlardan herhangi bir ücret istememesi, aksine bütün çabasının onların menfaat ve maslahatlarına yönelik olması. (5) Kendilerini davet ettiği yolun “dosdoğru bir yol” olmasıdır. Ki bu yol, dosdoğru olduğu için gereğince amelde bulunacaklara kolaylaştırılmıştır. Maksada ulaşmayı da alabildiğine yakınlaştırmıştır. Hanif ve müsamahakâr bir yoldur. Yani tevhidde hanif, amelde müsamahakârdır. Senin onları dosdoğru yola davet edişin, hakkı bulmak isteyenlerin sana tâbi olmalarını gerektirir. Zira bu, akılların ve fıtratların güzel olduğuna ve maslahatlara uygun düştüğüne şahitlik ettiği hususlardan birisidir. Bunlar sana tâbi olmayacak olurlarsa nereye gidecekler? Hiç şüphesiz ellerinde sana uymalarına gerek bırakmayacak ve kendilerine yeterli gelecek herhangi bir şeyleri yoktur. Çünkü onlar “yoldan sapıyorlar.” Yüce Allah’a ulaştıran, O’nun lütuf ve ihsan yurdu olan cennetine götüren yoldan uzak kalmışlar ve sapıtmışlardır. Onların elinde bulunan, sapıklıktan, bilgisizlikten başkası değildir. Zaten hakka aykırı davranan herkesin bütün işlerinde haktan uzak ve sapmış bir kimse olması kaçınılmaz bir şeydir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer senin çağrını kabul etmezlerse bil ki onlar ancak hevâlarına uymaktadırlar. Allah’tan bir hidâyet olmaksızın hevâsına uyandan daha sapık kim olabilir ki?”(el-Kasas, 28/50)