İçeriğe geç
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Hujuraat
Sure 49

Al-Hujuraat

Bu, Arapçadan başka bir dilde bir tefsirdir; Quranic Universal Library’de (QUL, Tarteel’e ait) bulunduğu hâliyle, spa5k/tafsir_api’nin tuttuğu QUL verilerinin açık kopyası üzerinden alınmıştır. QUL’un kaydı kimin yazdığını ya da çevirdiğini veya hangi basılı neşri izlediğini söylemez ve metin için bir lisans belirtmez; bu yüzden bunu gösterme hakkı doğrulanmamıştır. Kimse bunu basılı bir kitapla karşılaştırmadı ve hiçbir âlim gözden geçirmedi. Her bölüm, yorumladığı âyetlerin yanında durur; bu âyetler Tanzil’in Kur’ân metnidir, orada olduğu gibi gösterilir. Sabīl bunun hiçbirini yazmamış ve çevirmemiştir.

Metin kaynağı:Quranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 tarihinde alındı

Ayet 6

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَـٰلَةٍ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَـٰدِمِينَ 6

6- Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onu iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

6. Bu ayet de diğerleri gibi akıl sahiplerinin takınmaları gereken bir edebi ve uygulamaları gereken bir ilkeyi dile getirmektedir. Söz konusu edilen edep şudur: Bir fâsık onlara herhangi bir haber getirecek olursa, onun getirdiği haberi iyiden iyiye tetkik etmelidirler ve hemen kabule yanaşmamalıdırlar. Çünkü bunda büyük bir tehlike ve günah söz konusudur. Böyle birisinin getirdiği haber, adaletli ve doğru sözlü kimsenin getirdiği haber seviyesinde tutulur, sonra da onun gereği ile hüküm verilirse bu, canların ve malların haksız yere telef olması gibi pişmanlığa sebep olacak türden sonuçlar doğurur. O nedenle fâsık birinin haberi işitildiğinde onun iyice araştırılması ve doğruluğundan emin olunması gerekir. Eğer deliller ve karineler doğruluğuna delalet ediyorsa, gereğince uygulama yapılır ve doğruluğu kabul edilir. Şâyet yalan söylediğine delalet ediyorsa, o haber yalanlanır ve gereğince amel edilmez. Bu buyrukta doğru sözlü kimsenin haberinin makbul olduğuna, yalan söyleyen kimsenin haberinin ise reddolunacağına, fâsık kimsenin haberinin de doğrulanmaksızın ve reddolunmaksızın tetkike muhtaç bir haber olarak ele alınacağına delil vardır. Bundan dolayı selef, Hâricîlerden doğru söylemekle tanınmış bir çok kimsenin rivâyetini -fâsık olsalar dahi- kabul etmişlerdir.