Yusuf
Bu, Arapçadan başka bir dilde bir tefsirdir; Quranic Universal Library’de (QUL, Tarteel’e ait) bulunduğu hâliyle, spa5k/tafsir_api’nin tuttuğu QUL verilerinin açık kopyası üzerinden alınmıştır. QUL’un kaydı kimin yazdığını ya da çevirdiğini veya hangi basılı neşri izlediğini söylemez ve metin için bir lisans belirtmez; bu yüzden bunu gösterme hakkı doğrulanmamıştır. Kimse bunu basılı bir kitapla karşılaştırmadı ve hiçbir âlim gözden geçirmedi. Her bölüm, yorumladığı âyetlerin yanında durur; bu âyetler Tanzil’in Kur’ân metnidir, orada olduğu gibi gösterilir. Sabīl bunun hiçbirini yazmamış ve çevirmemiştir.
Metin kaynağı:Quranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 tarihinde alındı
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَـٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 22
22- Ergenlik çağına varınca kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte ihsan sahiplerini biz, böyle mükâfatlandırırız.
22. Yusuf “ergenlik çağına varınca” maddi ve manevi gücü kemal derecesine ulaşıp peygamberlik ve risalet gibi ağır yükleri yüklenebilecek çağa gelince “kendisine hüküm ve ilim verdik.” Yani biz onu rasûl bir nebi ve rabbani bir bilgin kıldık. “İşte” hem Yaratana ibadet hususunda bütün gayretini ortaya koyup onu en güzel şekilde ifa etmek sureti ile ihsana ulaşan hem de Allah’ın kullarına faydalı olup iyilikte bulunan “ihsan sahiplerini biz, böyle mükâfatlandırırız.” Onların bu iyiliklerini karşılık verdiğimiz mükafatlar arasında faydalı ilim de vardır. Bu, Yusuf aleyhisselam’ın ihsan makamına tam anlamıyla ulaştığına, buradan da Allah'ın ona insanlar arasında hüküm verme, pek çok bilgi ve nübüvveti nimetlerini lütfettiğine delildir.
Bu oldukça büyük bir imtihandı ve Yusuf için, kardeşleri ile olan imtihanından ve ona sabretmesinden daha ağırdı. Ecir itibari ile de daha büyüktü. Çünkü bu, böyle bir fiilin yapılması için her türlü sebebin varlığına rağmen kendi iradesi ile tercih ettiği bir sabırdı. Zira o, Allah sevgisini bu fiili işlemekten önde tutmuştu. Kardeşleri ile olan imtihandaki sabrı ise zorunlu bir sabırdı. Tıpkı kulun kendi tercihi olmaksızın başına gelen ve ister istemez sabretmekten başka yapacak bir şey bulunmayan hastalıklar ve hoşlanılmayan olaylar karşısındaki sabır gibi.