Yusuf
Bu, as-Saʿdī’nin tefsirinin, IslamHouse.com’un saadi.islamenc.com adresinde yayımladığı hâliyle bir çevirisidir; o sitenin sayfalarından okunmuştur. Site, kimin çevirdiğini ya da hangi basılı neşri izlediğini söylemez ve metnini almak için hiçbir şart belirtmez; bu yüzden bunu gösterme hakkı doğrulanmamıştır. Kimse bunu basılı bir kitapla karşılaştırmadı ve hiçbir âlim gözden geçirmedi. Her bölüm, yorumladığı âyetlerin yanında durur; bu âyetler Tanzil’in Kur’ân metnidir, orada olduğu gibi gösterilir; sitenin kendine ait bir yorum vermediği bir âyet kendisinden önceki bölümle birlikte durur ve dizin böyle her âyeti adıyla anar. Sabīl bunun hiçbirini yazmamış ve çevirmemiştir.
Metin kaynağı:saadi.islamenc.comIslamHouse.comnone stated (the site names no licence and no terms for taking its text)2026-10-22 tarihinde alındı
فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا ۖ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ 96
(96) Вскоре посланец обрадовал Йакуба вестью о том, что ему предстоит встретиться с Йусуфом и остальными сыновьями. Он бросил рубаху Йусуфа на лицо Йакуба, и тот прозрел. К нему вернулось зрение после того, как он лишился его по причине великой скорби. И тогда он сказал сыновьям и домочадцам, которые находились возле него и некогда упрекали его в произнесении бессмысленных речей: «Разве я не говорил вам, что мне известно то, чего не известно вам? Я никогда не переставал надеяться на милость Аллаха и всегда ждал, что Аллах избавит меня от печали и скорби». Йакуб подчеркнул свою правоту и возрадовался милости своего Господа.