اللَّهُمَّ دَاحِيَ المَدْحُوَّاتِ، وَبَارِئَ المَسْمُوكَاتِ، وَجَبَّارَ القُلُوبِ عَلَى فِطْرَتِهَا شَقِيِّهَا وَسَعِيدِهَا، اجْعَلْ شَرَائِفَ صَلَوَاتِكَ وَنَوَامِيَ بَرَكَاتِكَ وَرَأْفَةَ تَحَنُّنِكَ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ الفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ، وَالخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ، وَالمُعْلِنِ الحَقَّ بِالحَقِّ، وَالدَّامِغِ لِجَيْشَاتِ الأَبَاطِيلِ كَمَا حُمِّلَ، فَاضْطَلَعَ بِأَمْرِكَ بِطَاعَتِكَ، مُسْتَوْفِزًا فِي مَرْضَاتِكَ، وَاعِيًا لِوَحْيِكَ، حَافِظًا لِعَهْدِكَ، مَاضِيًا عَلَى نَفَاذِ أَمْرِكَ، حَتَّى أَوْرَى قَبَسًا لِقَابِسٍ، آلَاءُ اللَّهِ تَصِلُ بِأَهْلِهِ أَسْبَابَهُ، بِهِ هُدِيَتِ القُلُوبُ بَعْدَ خَوْضَاتِ الفِتَنِ وَالإِثْمِ، وَأَبْهَجَ مُوضِحَاتِ الأَعْلَامِ، وَنَائِرَاتِ الأَحْكَامِ، وَمُنِيرَاتِ الإِسْلَامِ، فَهُوَ أَمِينُكَ المَأْمُونُ، وَخَازِنُ عِلْمِكَ المَخْزُونِ، وَشَهِيدُكَ يَوْمَ الدِّينِ، وَبَعِيثُكَ نِعْمَةً، وَرَسُولُكَ بِالْحَقِّ رَحْمَةً.
Allahümme dahiyel medhuvvati ve bariel mesmûkati ve cebbarel kulûbi ala fitretiha şakiyyiha ve saidi ha ic‘al şeraife salavatike ve nevamiye berekatike ve ra fete tahannünike ala Seyyidine Muhammedin abdike ve resûlik el fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka vel mu‘linil hakka bilhakkı veddamiği liceyşatil ebatili. Kema hummile fadtalaa bi emrike bi taatike müstevfi zen fi merdatike vaiyen li vahyike hafızan li ahdike maziyen ala nefazi emrike hatta evra kabesen li kabisin alaullahi tasilü bi ehlihi esbabehü bihi hüdiyetil kulûbü ba‘de havzatil fi teni vel ismi ve ebhece mûdihatil a‘lami ve nairatil ahkami ve müniratil İslami fehüve eminükel memûnü ve hazinu ilmikel mahzuni ve Şehidüke yevmeddini ve baisüke ni‘meten ve resûlike bil hakkı rahmeten.
Ey yayılmış olanları (yerleri) döşeyen, yükseltilmiş olanları (gökleri) yoktan yaratan, şakîsi (bedbahtı) ve saîdi (mutlusu) ile kalpleri fıtratları üzere (kudretiyle) düzenleyen Allah'ım; salavatlarının en şereflilerini, bereketlerinin en nâmîlerini (gelişenlerini/artanlarını) ve şefkatinin merhametini; kulun, Resulün, kilitlenmiş olanın fatihi (açıcısı), geçmiş olanın hâtemi (mühürleyicisi/sonuncusu), hakkı hak ile ilan eden ve kendisine yüklendiği gibi batılların ordularını yok eden, (böylece) itaatinde emrini omuzlayan, rızan yolunda süratle harekete geçen, vahyini kavrayıp koruyan, ahdini muhafaza eden, emrinin yerine getirilmesinde (kararlılıkla) yürüyen, ta ki (nur) almak isteyene bir meşale yakan ---ki Allah'ın nimetleri onun vesileleriyle ehline ulaşır---, fitne ve günah (karanlıklarına) dalışlardan sonra kalplerin kendisiyle hidayet bulduğu, (hidayet) sancaklarının açıklayıcılarını, hükümlerin parıltılarını ve İslam'ın nurlarını izhâr eden Efendimiz Muhammed'in üzerine kıl; (zira) o Senin güvenilir eminin, gizli ilminin hazinedarı, din (hesap) gününde şahidin, nimet olarak gönderdiğin (elçin) ve hak ile (gönderilmiş) rahmet peygamberindir.