Ruka hadi kwenye maudhui
Tafsir As-Saadi - Turkish · As-Saff
Sura ya 61

As-Saff

Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.

Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21

Aya ya 5

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَـٰسِقِينَ 5

5- Hani Mûsâ kavmine:“Ey kavmim! Benim Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar sapınca Allah da kalplerini saptırdı. Allah fâsık toplumu hidâyete iletmez.

5. “Hani Mûsâ kavmine” yaptıkları dolayısı ile onları azarlayarak ve Allah’ın rasûlü olduğunu bildikleri halde kendisine eziyet etmiş olduklarından dolayı sitem ederek: “Ey kavmim! Benim Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bildiğiniz halde” söz ve davranışlarınızla “niçin bana eziyet ediyorsunuz? demişti.” Oysa Allah’ın gönderdiği bir peygambere ikramda bulunmak, saygı göstermek, onu tazim etmek, emirlerini yerine getirmek ve verdiği hükümleri gerçekleştirmek için eli çabuk tutmak gerekir. Allah’ın ihsanından sonra insanlara herkesten daha çok iyilikte bulunan peygamberlere eziyet etmek, son derece çirkin bir iş ve küstâhlıktır. Bile bile dosdoğru yoldan sapmaktır. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar sapınca” yani kendi iradeleri ile haktan uzaklaşınca “Allah da” kendileri için tercih edip beğendikleri sapmalarına bir ceza olmak üzere “kalplerini saptırdı.” Hidâyete ulaşma tevfikini onlara vermedi. Çünkü hayır, onlara yakışmaz. Onlar ancak kötülüğe layık kimselerdir. "Allah fâsık toplumu” Yani fâsıklık niteliğine sahip olan ve hidâyet bulmak gibi bir maksatları olmayanları “hidâyete iletmez.” Bu âyet-i kerime, Allah’ın kulları saptırmasının, onlara haksızlık yapması demek olmadığını ve bu konuda onların Allah’a karşı sunacakları herhangi bir mazeretlerinin de olamayacağını göstermektedir. Çünkü buna sebep olanlar kendileridir. Hidâyeti tanıdıktan sonra onun kapısını yüzlerine kapatanlar bizzat kendileridir. Artık bu duruma geldikten sonra Allah da saptırmak ve kalplerini eğriltmek suretiyle onları cezalandırır. Bu da onlara verdiği adil bir cezadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İlk defa ona iman etmedikleri gibi Biz de onların kalplerini ve gözlerini çeviririz de azgınlıkları içerisinde onları kör ve şaşkın bir halde bırakırız.”(el-En’âm, 6/110)