Ruka hadi kwenye maudhui
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Ghaafir
Sura ya 40

Al-Ghaafir

Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.

Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21

Aya 1–3

حمٓ 1 تَنزِيلُ ٱلْكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ 2 غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ ۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ 3

1- Hâ, Mîm. 2- Bu Kitap, Aziz ve Alim olan Allah tarafından indirilmiştir. 3- O, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, cezası çetin ve lütfu pek bol olandır. O’ndan başka (hak) ilâh yoktur. Dönüş de yalnız O’nadır.

(Mekke’de inmiştir. 85 âyettir)

2. Yüce Allah, yüce Kitabından bahsetmekte ve onun, kemali dolayısı ile fiillerinde ortağı bulunmadığı için yegane mabud ve ilâh olan Allah tarafından indirildiğini bildirmektedir. O Allah, hem bütün yaratıkları hükmünün altında bulunduran ve onları hükmünün mahkûmu kılan “Aziz” hem de her şeyi bilen “Alim”dir. 3. “O” günahkârlara “günahları bağışlayan” tevbe edenlerden “tevbeleri kabul eden” günah işleme cesaretini göstererek günahlardan tevbe etmeyen kimselere karşı “cezası çetin ve” her şeyi kapsayan nimet ve ihsanı ile de “lütfu pek bol olandır.” Allah, kemâline dair bazı açıklamalarda bulunduktan sonra ve bu da amellerin yalnızca kendisine ihlâsla yapılması gereken yegane ilâh olmasını gerektirdiğinden dolayı devamla “O’ndan başka (hak) ilâh yoktur, dönüş de yalnız O’nadır” buyurmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in, bu vasıflara sahip olan Allah tarafından indirilmiş olması arasındaki ilişkiye gelince bu sıfatlar, Kur’ân-ı Kerîm’in kapsadığı bütün manâları gerekli kılmaktadır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm ya Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiilleri hakkında haber vermektedir ki burada sayılanlar da O’nun isim, sıfat ve fiilleridir. Ya da Kur'ân, geçmişteki ve gelecekteki gayblere dair haber vermektedir ki bunların hepsi de her şeyi bilen (Alim) Allah’ın kullarına öğrettikleri cümlesindendir. Ya da Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ın pek büyük nimetleri, pek muazzam ihsanları hakkında bilgi verip bunlara ulaştıran emirleri içermektedir ki burada:“Ve lütfu pek bol olandır” buyruğu buna delalet etmektedir. Yahut Kur’ân-ı Kerîm, O’nun oldukça çetin cezalarını ve bu cezaları gerektiren masiyetleri haber vermektedir ki burada O’nun “cezası çetin” buyruğu buna delâlet etmektedir. Yahut Kur’ân-ı Kerîm, günahkârları tevbeye, Allah’a dönmeye, Allah’tan mağfiret dilemeye davet etmektedir ki buna da Yüce Allah’ın:“O, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden” buyruğu delildir. Ya da Kur’ân-ı Kerîm, Yüce Allah’ın yegane ilâh ve mabud olduğunu haber vermekte, buna dair aklî ve naklî delilleri ortaya koymakta, buna teşvik etmekte, Allah’ın dışındaki varlıklara ibadeti de yasaklamakta, onlara ibadetin yanlışlığına dair aklî ve naklî delilleri ortaya koymakta, bundan dolayı uyarıda bulunmaktadır ki burada Yüce Allah’ın:“O’ndan başka (hak) ilâh yoktur” buyruğu buna delalet etmektedir. Yahut da Kur’ân-ı Kerîm’in buyrukları, O’nun mutlak adaletli olan cezaî hükümlerini, iyilikte bulunanların mükâfatını ve isyankârların cezalarını haber vermektedir ki buna da Yüce Allah’ın:“Dönüş de yalnız O’nadır” buyruğu delalet etmektedir. İşte bunlar, Kur’ân-ı Kerîm’in kapsadığı bu oldukça yüksek manaların tümünün özetidir.