Hud
Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.
Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَـٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ 15 أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ ۖ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَـٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ 16
15- Kim (yalnızca) dünya hayatını ve onun süsünü isterse, onlara amellerinin karşılığını orada tastamam veririz ve onlar, bu hususta zarara uğratılmazlar. 16- İşte böylelerine âhirette ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada işledikleri hep boşa gitmiştir, zaten yapageldikleri de hep bâtıldır.
15. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim (yalnızca) dünya hayatını ve onun süsünü isterse...” Yani bütün iradesi dünya hayatına ve onun süsü sayılan kadınlara, çocuklara, kantar kantar altın ve gümüşe, salma güzel atlara, ekinlere ve davarlara yönelik olursa; bütün arzusunu, çabasını ve çalışmalarını bu gibi şeylere hasretmiş ve ebedi yurt için iradesinin bir kısmını dahi ayırmamışsa… demektir ki böyle bir kimse, ancak kâfir olabilir. Çünkü mü’min olsaydı, bütün irade ve gayretini yalnızca dünya yurdu için harcamasını engelleyecek bir imana sahip olması gerekirdi. Hatta müminin bizzat imanı ve kendisine işlemesi kolaylaştırılan amelleri bile âhiret yurdunu istemesinin bir sonucudur. İşte adeta yalnızca dünya hayatı için yaratılmış gibi olan bu bedbaht kimselerin “amellerinin karşılığını orada tastamam veririz.” Levh-i Mahfuz’da dünya mükâfaatından kendilerine pay olarak belirlenmiş olanı veririz. “ve onlar, bu hususta zarara uğratılmazlar.” Kendilerine takdir edilmiş olandan hiçbir şey eksik verilmez. Ancak onların elde edecekleri nimetin nihai miktarı bu kadardır.
16. “İşte böylelerine âhirette ateşten başka bir şey yoktur.” O ateşte ebediyen kalacaklar ve azapları asla dindirilmeyecektir. Çok büyük bir mükâfaattan da mahrum kalmış olacaklardır. “Dünyada işledikleri hep boşa gitmiştir, zaten yapageldikleri de hep bâtıldır” Onların hem hakka ve hak ehline karşı kurdukları tuzaklar hem de işledikleri iyi ameller heder olmuştur. Çünkü hayırlı amellerin kabul edilmesi için şart olan, imandan mahrumdurlar.