النحل
هذا تفسير بلغة غير العربية كما هو في Quranic Universal Library (واختصارها QUL، من Tarteel)، مأخوذًا من النسخة المفتوحة لبيانات QUL التي يحتفظ بها spa5k/tafsir_api. لا يذكر سجلّ QUL من كتبه أو ترجمه ولا أي طبعة مطبوعة يتبعها، ولا يذكر ترخيصًا للنص، ولذلك لم يُتحقق من حق عرضه. لم يقارنه أحد بكتاب مطبوع، ولم يراجعه أحد من العلماء. يقف كل مقطع بجانب الآيات التي يعلّق عليها، وهي نص القرآن من Tanzil كما هو عنده. لم يكتب سبيل شيئًا منه ولم يترجمه.
النص منQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITأُخذ في 2026-10-21
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ ۚ أَفَبِٱلْبَـٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ ٧٢
72- Allah, sizin için kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı. Sizi hoş ve temiz şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar batıla inanıyor da Allah’ın nimetine küfür/nankörlük mü ediyorlar?
72. Yüce Allah, kullarına olan büyük lütuf ve ihsanını bildirmektedir. Çünkü onlara kendileriyle sükûn bulsunlar diye eşler yarattığı gibi, eşlerinden de gözlerinin aydınlığı olan, kendilerine hizmet eden, ihtiyaçlarını karşılayan ve pek çok şekilde kendilerinden yararlandıkları çocuklar ihsan etmiştir. Onlara kulların saymaya güç yetiremeyecekleri kadar çok nimetler, yiyecekler ve içeceklerden oluşan hoş ve temiz rızıklar bağışlamıştır. Durum böyle iken “şimdi onlar bâtıla inanıyor da…” Yani bunlar, bir zamanlar kendisinden söz edilmeye değer bir varlık olmayan, daha sonra Allah tarafından var edilen, varlığından da yokluktan başka hiçbir şey ortaya çıkmayan; yani yaratamayan, rızık veremeyen, hiçbir işi çekip çeviremeyen o bâtıl ilahlara mı inanıyorlar? Bu, Allah’tan başka kendisine tapınılan herkes ve her şey hakkında umumidir. Hepsi batıldır. O halde müşrikler nasıl olur da Allah’tan başkalarını ilâh edinirler? “Allah’ın nimetine küfür/nankörlük mü ediyorlar?” Bile bile bu nimetleri ret mi ediyorlar? Onlardan aldıkları güç ile Allah’a isyana ve O’nu inkara nasıl kalkışırlar? Bu, zulmün en ileri şekli, hayasızlığın en ileri derecesi ve akılsızlığın en uç noktası değil midir?!