Al-Anfaal
Kani waa tafsiir ku qoran luqad aan Carabi ahayn sida uu ugu jiro Quranic Universal Library (QUL, ee Tarteel), oo laga qaaday nuqulka furan ee xogta QUL ee spa5k/tafsir_api haysto. Diiwaanka QUL ma sheegayo cidda qortay ama tarjumay ama daabacaadda la daabacay ee uu raacayo, mana caddaynayo shatiga qoraalka, sidaas darteed xaqa muujintiisa lama xaqiijin. Qofna ma barbardhigin buug la daabacay, aqoonyahanna ma dib u eegin. Qayb kasta waxay ag taagan tahay aayadaha ay ka hadlayso, kuwaas oo ah qoraalka Quraanka ee Tanzil, sida uu ugu yaal halkaas. Sabīl wax ka mid ah ma qorin, mana tarjumin.
Qoraalka waxaa laga helayQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITla qaaday 2026-10-21
وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ ۚ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ ٱللَّهُ ۖ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَـٰكِرِينَ 30
30- Hani o kâfirler seni hapsetmek yahut öldürmek ya da seni (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da (buna karşılık) onlara tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
30. Ey Peygamber! Allah’ın sana olan lütuf ve ihsanlarını hatırla! “Hani o kâfirler seni hapsetmek yahut öldürmek ya da seni (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı.” Müşrikler Daru’n-Nedve’de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e ne yapacaklarını kendi aralarında istişare edip planlar yapıyorlardı: Ya onu bağlayıp hapsederek yanlarında alıkoyacaklardı yahut öldürüp kendi kanaatlerince onun şerrinden(!) kurtulacaklardı ya da onu yurtlarından çıkarıp sürgüne göndereceklerdi. Her biri bunlardan birisini uygun görüp o yönde görüş beyan etti. Nihâyet onların en kötüleri olan lanetlik Ebu Cehil’in görüşü üzerinde uzlaştılar. Bu görüş de Kureyş’e mensup her bir kabileden bir gencin eline keskin bir kılıç alarak hep birden onu öldürmeleri yönünde idi. Böylelikle Peygamber’in kan davası, kabileler arasında paylaşılmış olacaktı ve Haşimoğulları da (kısas yerine) diyet almayı kabul edecekler ve buna razı olacaklardı. Çünkü bütün Kureyş’e karşı koyacak güçleri olamazdı. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i yatağından kalktığı zaman öldürmek üzere geceleyin onu gözetlemeye koyuldular. Bu sırada semadan vahiy geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların bulundukları yere çıkıp başlarına toprak saçıp gitti. Allah da basiretlerini kör ederek onu görmelerini engelledi. Nihâyet Peygamber’in çıkışının geciktiğini fark ettiklerinde yanlarını birisi gelerek: Allah sizi hüsrana uğratsın! Muhammed çıkıp gitti ve başınıza da toprak serpti, sizin haberiniz yok! dedi. Bunu duyunca her biri, başından toprağı silkelemeye koyuldu. Böylece Yüce Allah, onlara karşı peygamberini korudu ve Medine’ye hicret etmesi için ona izin verdi. O da Medine’ye hicret etti. Allah onu Muhacir ve Ensar’dan oluşan ashabı ile destekledi. Giderek güçlendi ve sonunda Mekke’ye fatih olarak girip oranın halkını emri altına aldı. Daha önceleri kendisine zarar verirler endişesiyle yanlarından gizlice ayrılmış iken şimdi Mekkeliler ona boyun eğip onun hükmü altına girdiler. Hiçbir kimsenin emrine karşı koyamadığı, kullarına lütufkar olan Allah’ın şanı ne yücedir!