Az-Zumar
Kani waa tafsiir ku qoran luqad aan Carabi ahayn sida uu ugu jiro Quranic Universal Library (QUL, ee Tarteel), oo laga qaaday nuqulka furan ee xogta QUL ee spa5k/tafsir_api haysto. Diiwaanka QUL ma sheegayo cidda qortay ama tarjumay ama daabacaadda la daabacay ee uu raacayo, mana caddaynayo shatiga qoraalka, sidaas darteed xaqa muujintiisa lama xaqiijin. Qofna ma barbardhigin buug la daabacay, aqoonyahanna ma dib u eegin. Qayb kasta waxay ag taagan tahay aayadaha ay ka hadlayso, kuwaas oo ah qoraalka Quraanka ee Tanzil, sida uu ugu yaal halkaas. Sabīl wax ka mid ah ma qorin, mana tarjumin.
Qoraalka waxaa laga helayQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITla qaaday 2026-10-21
أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ 19 لَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌ مَّبْنِيَّةٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ ۖ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ ٱلْمِيعَادَ 20
19- Hakkında azap sözü hak olmuş; evet, ateşte olan o kişiyi sen mi kurtaracaksın? 20- Fakat Rablerinden korkup sakınanlara gelince onlar için birbirleri üzerine bina edilmiş, altlarından da ırmaklar akan köşkler vardır. (Bu) Allah’ın vaadidir. Allah da vaadinden dönmez.
19. Yani sapıklığı, inadı ve küfrünü sürdürmesi sebebi ile hakkında azap sözü hak olmuş kimsenin, hidâyet bulmasına imkan yoktur. Sen de kaçınılmaz olarak ateşe girmek durumunda olan böyle bir kimseyi asla kurtaramazsın.
20. Gerçek zenginlik ve tam anlamı ile kurtuluş, takvâ sahipleri için söz konusu olacaktır. Allah, onlar için öyle lütuflar, öyle çeşitli nimetler hazırlamıştır ki bunun ölçüsünün, miktarının tespit edilmesine imkân yoktur. “Onlar için” oldukça yüksek ve süslü “köşkler” vardır. Bu köşklerin güzelliği, göz alıcılığı, nezaheti ve şeffaflığı dolayısı ile içeriden dışarıları, dışarıdan da içerileri görülür. Bunlar o kadar yüksektir ki, semanın doğu veya batı ufkunda görülen oldukça uzaktaki bir yıldız gibi görülürler. İşte bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır: “Birbirleri üzerine bina edilmiş” altın ve gümüşten yapılmış, sıvaları en değerli miskten olan; “altlarından da” kaynayıp coşan “ırmaklar akan köşkler vardır.” Bu ırmaklar, o pek güzel bahçeleri, tertemiz ağaçları sular. Bu ağaçlar da son derece lezzetli ve türlü mahsuller ve olgun meyveler verir. “(Bu) Allah’ın vaadidir. Allah da vaadinden dönmez.” O, bu mükâfatı takvâ sahiplerine vaat etmiştir. Bu vaadi gerçekleştirmesi muhakkaktır. Bu yüzden gerçek kulları, takvânın gereklerini eksiksiz olarak yerine getirsinler ki O da onların mükâfatlarını eksiksiz versin.