Al-Anbiyaa
Kani waa tafsiir ku qoran luqad aan Carabi ahayn sida uu ugu jiro Quranic Universal Library (QUL, ee Tarteel), oo laga qaaday nuqulka furan ee xogta QUL ee spa5k/tafsir_api haysto. Diiwaanka QUL ma sheegayo cidda qortay ama tarjumay ama daabacaadda la daabacay ee uu raacayo, mana caddaynayo shatiga qoraalka, sidaas darteed xaqa muujintiisa lama xaqiijin. Qofna ma barbardhigin buug la daabacay, aqoonyahanna ma dib u eegin. Qayb kasta waxay ag taagan tahay aayadaha ay ka hadlayso, kuwaas oo ah qoraalka Quraanka ee Tanzil, sida uu ugu yaal halkaas. Sabīl wax ka mid ah ma qorin, mana tarjumin.
Qoraalka waxaa laga helayQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITla qaaday 2026-10-21
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَـٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ 87 فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَـٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ 88
87- Balık sahibi (Yunus’u) da (an). Hani o, (kavmine) kızıp gitmişti de bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde:“Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmişti. 88- Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık. Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.
87-88. Yani kulumuz ve rasûlümüz olan, “balık sahibi” anlamına gelen Zünnun’u, yani Yunus’u da an. Ondan güzel övgü ile söz et, onu güzel bir şekilde yad et. Allah, onu kavmine peygamber olarak göndermiş, onları davet ettiği halde iman etmemişlerdi. Yunus aleyhisselam da bir süre tayin edip o zaman başlarına azabın geleceğini söyleyerek onları uyarmıştı. Azap da onlara yaklaşmış ve onu gözleri ile görmüşlerdi. O vakit hep birlikte Yüce Allah’a yöneldiler, yalvara yakara tevbeye sarıldılar. Allah da şu buyruğunda belirttiği gibi onlardan azabı kaldırdı:“İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke halkı olsaydı ya! Yunus’un kavmi bundan müstesnadır. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.”(Yunus, 10/98) Yine bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu yüz bin hatta daha fazla kimseye gönderdik. Onlar imana geldiler. Biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.”(es-Sâffât, 37/147-148) Bu büyük ümmetin Yunus’un daveti ile iman etmesi onun, en büyük faziletlerindendir. Ama o, bir vakit öfkelenerek gitmiş ve Yüce Allah’ın bize Kitabında sözünü etmediği ve esasen bizim de bilmeye ihtiyacımız bulunmayan bir hata dolayısı ile Rabbinden izin almadan kavminden ayrılmıştı. Zira Yüce Allah, onun hakkında şöyle buyurmaktadır:“Hani kaçıp o yüklü gemiye binmişti... Kınanmış bir halde iken balık onu yuttu.”(es-Sâffât, 37/140-142) Yani o kendisi sebebi ile kınandığı bir iş yapmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla bu iş, Allah'ın kendisine izin vermesinden önce onun bu şekilde acele etmesi ve kavmine kızıp gitmesi idi. O, Yüce Allah’ın kendisini sıkıştırmayacağını, yani balığın karnında onu zora sokmayacağını sanmıştı. Yahut da bu şekilde Yüce Allah’tan kaçabileceğini aklından geçirmişti ki Allah’ın kâmil kullarının bu şekilde gelip geçici, sabit olmayan bir düşünceye kapılmalarına bir mani yoktur. Derken Yunus bazı kimselerle birlikte gemiye bindi. Gemidekiler, hepsi gemide kalacak olurlarsa boğulacaklarından endişeye kapıldıkları sırada aralarından denize kimi atacaklarını tespit etmek için kura çektiler. Kura Yunus’a isabet edince onu attılar. Bir balık da onu yuttu ve Yunus ile birlikte denizin karanlıklarında kaybolup gitti. İşte bu karanlıklar içerisinde Yunus:“Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tehzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmiş, niyaz etmişti. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın uluhiyetinin kemâlini dile getirmiş, O’nu her türlü eksiklik, kusur ve zatına yakışmayan noksanlıklardan tenzih etmiş, zalimlik ettiğini ve suç işlediğini böylelikle itiraf etmişti. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Eğer o, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) diriltilecekleri güne kadar (o balığın) karnında kalırdı.”(es-Saffat, 37/143-144)“Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık;” yani içine düştüğü bu sıkıntıdan kurtarmıştık. “Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.” Bu, herhangi bir keder ve sıkıntıya düşen her mü’mini -imanı sebebi ile- Allah'ın, -Yunus aleyhisselam’a yaptığı gibi- o keder ve sıkıntıdan kurtaracağına, o sıkıntısını açıp gidereceğine dair bir vaat ve müjdedir.