Al-Jinn
Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.
Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21
وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَـٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا 8 وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا 9
8- “Gerçekten biz, göğü yokladık da onun, güçlü bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olduğunu gördük.” 9- “Halbuki (bundan önce) biz, (göğün haberlerini) dinlemek için orada birtakım yerlere oturuyor idik. Şimdi ise kim dinlemeye kalksa kendisini bekleyen alevli bir ateş buluyor.”
8. “Gerçekten biz, göğü yokladık”; oraya gittik ve oradan haber almaya kalkıştık “da” köşe bucağına ulaşmak ve ona yaklaşmayı engellemek üzere “güçlü bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olduğunu gördük.” Bu ateşler, kulak hırsızlığı yoluyla bir şeyler işitmeye çalışanlara atılıyor. 9. Bu ise bizim daha önce alışageldiğimize duruma aykırıdır. Çünkü bizler daha önce semâdan haber alma imkânını buluyorduk:“Halbuki (bundan önce) biz, (göğün haberlerini) dinlemek için orada birtakım yerlere oturuyor idik.” Ve Allah’ın dilediği kadarı ile semâdaki haberlerden bir şeyler kapıp öğreniyorduk. “Şimdi ise kim dinlemeye kalksa kendisini bekleyen alevli bir ateş bulur.” Bu alevli ateş, onu beklemekte, onu telef etmek ve yakmak için hazır bulunmaktadır. Yani bu durumun, çok büyük bir sebebi ve pek muazzam bir haberi olmalıdır. Böylelikle onlar, Yüce Allah’ın, yeryüzünde hayır ya da şer türünden pek büyük bir olay meydana getirmeyi murat ettiğine kesin kanaat getirmişlerdi. Bundan dolayı şunları söylediler: