Langkau ke kandungan
Tafsir As-Saadi - Turkish · Saba
Surah 34

Saba

Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.

Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21

Ayat 1–2

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ 1 يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا ۚ وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلْغَفُورُ 2

1- Hamd, göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız kendisinin olan o Allah’a mahsustur. Âhirette de hamd yalnız O’na mahsustur. O, Hakîmdir, Habîrdir. 2- O, yere gireni de oradan çıkanı da gökten ineni de oraya yükseleni de bilir. O, Rahîmdir, Ğafûrdur.

(Mekke’de inmiştir. 54 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Hamd, övgüye değer sıfatlar ve güzel fiiller sebebiyle övgüde bulunmak demektir. Hamd yalnız Yüce Allah’a mahsustur. O, bütün sıfatları dolayısı ile övülür. Zira bu sıfatlar, eksikliğin söz konusu olmadığı kemal sıfatlarıdır. Fiilleri dolayısıyla da övülür. Çünkü bu fiiller, lütuf ve adalet dairesinde döner durur. Lütfu sebebiyle O’na övgüler düzülür ve şükredilir, adaleti sebebi ile de övülür ve hikmeti itiraf edilir. O, burada kendi zatını övmektedir. Çünkü “göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız” O’nundur. Yani bütün bu varlıklar üzerinde hükümranlık O’na aittir. Hepsi, O’nun kullarıdır. O onlar üzerinde övülmeyi gerektirecek şekilde tasarrufta bulunmaktadır. “Âhirette de hamd yalnız O’na mahsustur.” Övgüsü ve yüceltilmesi, dünyada olduğundan çok daha ileri derecede ahirette açığa çıkacaktır. Yüce Allah, yaratılmışlar arasındaki hükmünü verince insanlar ve diğer bütün yaratılmışlar, O’nun verdiği hükmü, adaletinin mükemmelliğini, hükmündeki hikmetinin eşsizliğini görecekler ve bundan dolayı O’na övgüde bulunacaklardır. Hatta cehennem ile cezalandırılacak kimseler dahi kalpleri ile O’na övgüde bulunup boyun eğeceklerdir. Azaplarının, amellerinin bir neticesi olduğunu, O’nun cezalandırılmalarına dair hükmünün adaletli olduğunu kabul edeceklerdir. Nimet ve mükâfat yurdunda (cennette) onun hamdinin ortaya çıkışına gelince bu husustaki haberler sayılamayacak kadar çoktur ve bu konuda nakli ve aklî deliller birbiri ile uyum arzetmektedir. Cennetlikler cennette Yüce Allah’ın ardı arkası kesilmeyen nimetlerini, kesintisiz hayırlarını, bereketlerinin çokluğunu, bağışlarının uçsuz bucaksız olacağını göreceklerdir. Öyle ki cennet ehlinin kalbinde ne kadar temenni, ne kadar istek varsa her birisine, temenni edip istediklerinden çok daha fazlası verilecektir. Hatta temennilerinin ulaşamayacağı, kalplerinden geçmeyen pek çok hayırlara ereceklerdir. Böyle bir durumda Rablerine nasıl hamd edecekleri/övgüde bulunacakları tasavvur edilebilir mi? Cennette Allah’ı hakkı ile tanımaya engel teşkil eden arızi sebepler, O’nu sevmenin, O’ndan övgü ile söz etmenin önündeki engeller tamamen ortadan kalkmış olacaktır. Bu da cennet ehli tarafından her türlü nimetten daha çok sevilecek bir şey ve her bir zevkten daha lezzetlidir. Bundan dolayı cennet ehli Yüce Allah’ı görüp de kendilerine hitap edeceği vakit, O’nun sözünü işiteceklerinde, içinde bulundukları bütün nimetleri unuturlar. Cennette Allah’ı zikretmeleri, bütün vakitlerde tıpkı nefes alıp vermeleri gibi kesintisiz olur. Buna bir de O’na hamd-u senalarda bulunmalarını gerektirecek şekilde cennette her vakit Rablerinin azametini, celalini, cemalini, kemalinin genişliğininin ortaya çıkacağını ekleyecek olursak durumu varın siz düşünün. “O Hakîmdir.” Yani yönetiminde ve idaresinde, verdiği emir ve yasaklarında hikmeti sonsuz olandır. “Habîrdir.” Bütün işlerin gizliliklerini, saklı olan hallerini bilir, hepsinden haberdardır. Yüce Allah daha sonra ilminin genişliğini etraflı bir şekilde dile getirerek şöyle buyurmaktadır:

2. “O, yere” yağmur, tohum ve canlı kabilinden “gireni de oradan” çeşitli bitkilerden ve canlı türlerinden “çıkanı da gökten” hükümler, rızıklar ve kaderler kabilinden “ineni de oraya” melekler, ruhlar ve bunun dışındaki şeylerden “yükseleni de bilir.” Yüce Allah, yarattıklarını, onlardaki hikmetini ve bütün hallerini bildiğini söz konusu ettikten sonra da onlara olan mağfiret ve rahmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O, Rahîmdir, Ğafûrdur.” Yani rahmet ve mağfiret O’nun sıfatıdır. Bunların tecellileri de kesintisiz olarak her zaman kulların üzerine bunları gerektiren amellerde bulunmalarına göre iner.