Ash-Shu'araa
Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.
Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ 208 ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ 209 وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ 210 وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ 211 إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ 212
208- Biz hiçbir ülkeyi (halkına gönderilmiş) uyarıcıları olmaksızın helâk etmedik. 209- (Bu uyarıcılar onlar için) bir öğüt ve hatırlatmaydı. Yoksa Biz asla zalim değiliz. 210- O (Kur'ân’ı) şeytanlar indirmemiştir. 211- Bu, onlara yaraşmaz, zaten buna güçleri de yetmez. 212- Çünkü onlar, (vahyi) işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır.
208-209. Yüce Allah, yalanlayanları helâk etmesindeki mükemmel adaletini haber vermekte, ileri sürecekleri mazeretlerini ortadan kaldırmaksızın hiçbir ülke ahalisini helâk ve azaba uğratmadığını, onlara apaçık âyet ve belgelerle gelen uyarıcı peygamberler gönderdiğini, bu peygamberlerin onları hidâyete çağırıp helâk olmaya götüren yollardan uzak durmalarını emrettiğini, onlara Allah’ın âyetlerini hatırlatarak, Allah’ın gerek nimet ve gerekse intikam günlerine dikkatlerini çektiklerini bildirmektedir. Bütün bunlar, onlar için “bir öğüt ve hatırlatmaydı.” Onlara karşı delil ortaya konmuş, mazeret kapıları kapatılmıştı. “Yoksa Biz asla zalim değiliz.” Hiçbir ülke ahalisini uyarmadan helâk etmedik. Uyarılardan habersiz ve gaflet içerisinde onları azap ile yakalamadık. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Biz, bir rasûl göndermedikçe de azap etmeyiz.”(el-İsra, 17/15); “Müjdeleyici ve korkutucu peygamberler (gönderdik ki) insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı sunacak bir bahaneleri olmasın.”(en-Nisa, 4/165)
210-211. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in kemalini ve üstünlüğünü beyan ettikten sonra, onu her türlü eksiklikten tenzih etmekte ve gerek nüzulü esnasında gerek nüzulünden sonra ins ve cin şeytanlarına karşı onu himaye ettiğini belirterek şöyle buyurmaktadır:“O (Kur'ân’ı) şeytanlar indirmemiştir. Bu, onlara yaraşmaz” hallerine yakışmaz ve uygun düşmez, “zaten buna güçleri de yetmez.” 212. “Çünkü onlar, (semada Kur'ân’ı) işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır.” Kur’ân-ı Kerîm’i işitmekten uzak tutuldukları gibi, Kur’ân-ı Kerîm’in korunması için onları uzak tutucu unsurlar da hazırlanmıştır. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i meleklerin en güçlüleri olan Cebrail indirmişdir. Şeytanın ona yanaşmaya gücü yoktur. Hatta onun yakınlarına dahi yaklaşamaz. Bu da Yüce Allah’ın:“Şüphesiz ki Zikri indirenler Bizleriz. Ve muhakkak onu koruyacak olanlar da Bizleriz”(el-Hicr, 15/9) buyruğunu andırmaktadır.