Langkau ke kandungan
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Hajj
Surah 22

Al-Hajj

Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.

Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21

Ayat 77–78

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱرْكَعُوا۟ وَٱسْجُدُوا۟ وَٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱفْعَلُوا۟ ٱلْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ۩ 77 وَجَـٰهِدُوا۟ فِى ٱللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِۦ ۚ هُوَ ٱجْتَبَىٰكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِى ٱلدِّينِ مِنْ حَرَجٍ ۚ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَٰهِيمَ ۚ هُوَ سَمَّىٰكُمُ ٱلْمُسْلِمِينَ مِن قَبْلُ وَفِى هَـٰذَا لِيَكُونَ ٱلرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ ۚ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱعْتَصِمُوا۟ بِٱللَّهِ هُوَ مَوْلَىٰكُمْ ۖ فَنِعْمَ ٱلْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ ٱلنَّصِيرُ 78

77- Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki felâha eresiniz. 78- Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi o seçti ve dinde size hiçbir güçlük yüklemedi. Atanız İbrahim’in dini (de buydu). Allah, daha önce (geçmiş kitaplarda) da bu (Kitapta) da sizi “müslümanlar” olarak adlandırdı ki Rasûl size şahit olsun, siz de insanlara karşı şahit olasınız. O halde namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin Mevlânızdır. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır.

77. Yüce Allah, mü’min kullarına namaz kılmalarını, özellikle de çok faziletli olmaları ve namazın rükünleri oluşları dolayısı ile de rükû’ ve secde etmelerini, gözlerin nuru ve kederli kalplerin tesellisi olan ibadeti ifa etmelerini emretmektedir. O’nun rububiyetinin ve kullarına olan ihsanlarının, onların ibadetlerini yalnızca O’na ihlâsla yapmalarını gerektirdiğini bildirmektea, ayrıca onlara genel olarak hayır işlemelerini de emretmektedir. Yüce Allah, felahın bu hususlara bağlı olduğunu belirterek de:“...ki felâha eresiniz.” buyurmaktadır. Yani isteyip arzuladığınızı elde edesiniz, hoşlanmadığınız ve korktuğunuz şeylerden de uzak olasınız. Yaratıcıya ihlâsla ibadet edip kullarına faydalı olmaya çalışmanın dışında başarı ve mutluluk yolu yoktur. Buna muvaffak olan bir kimse, hiç şüphesiz mutluluğun, başarının ve felâhın en yüce mevkilerine yükseltilecektir.

78. “Allah uğrunda hakkıyla cihad edin.” Cihad, isteneni elde etmek için bütün gücün ortaya konulmasıdır. Allah uğrunda hakkıyla cihad etmek ise Allah’ın emrini tam anlamıyla yerine getirmek, insanları bu maksada ulaştıran her bir yolla O’nun yoluna davet etmektir. Öğüt vermek, öğretmek, savaşmak, edeblendirmek, azarlamak, nasihat etmek vb. diğer yollar. “O, sizi seçti” ey müslümanlar! İnsanlar arasından sizi seçen O’dur. Bu dini de sizin için seçti ve sizin için bu dinden hoşnut oldu. Sizin için kitapların en faziletlisini, peygamberlerin en üstününü seçti. Öyleyse siz de bu büyük ilâhi bağışa gereği gibi cihad etmekle karşılık verin. Yüce Allah’ın:“Allah uğrunda hakkıyla cihad edin” buyruğundan bazılarının, bunun güç yetirilemeyen bir vazife yahut da ağır bir yükümlülük olduğu vehmine kapılmaları muhtemel olduğundan bunu bertaraf etmek üzere Yüce Allah:“Dinde size hiçbir güçlük yüklemedi” buyurmaktadır. Dinde sizin için bir zorluk yoktur. Aksine O, dini alabildiğine kolaylaştırmış ve onu alabildiğine zorluklardan uzak tutmuştur. Evvela O, ancak nefislere kolay gelen, onları yormayacak ve ağır gelmeyecek hususların yerine getirilmesini emretmiştir. Diğer taraftan yükümlülüğün hafifletilmesini gerektiren birtakım sebepler söz konusu olursa emrettiği şeyleri de hafifletmiştir. Şöyle ki ya o emri büsbütün kaldırmış yahut da kısmen kaldırmıştır. Bu âyet-i kerimeden şu şer’î kaideler çıkartılmıştır:“Zorluk kolaylığı getirir” ve “Zaruretler mahzurları/yasakları mubah kılar.” Bunun kapsamına da fıkha dair kitaplarda bilinen pek çok fer’i hüküm girmektedir. “Atanız İbrahim’in dini (de buydu).” Yani sözü edilen bu din, kaydedilen bu emirler, İbrahim’in üzerinde olduğu din ve izlediği yoldur. Siz de bu dine uyun ve ona sımsıkı bağlı kalın. “Allah, daha önce (geçmiş kitaplarda) da bu (Kitapta) da sizi “müslümanlar” olarak adlandırdı.” Önceki kitaplarda da sizler anılmışsınız ve orada da sizin ününüz vardır. Bu kitapta ve bu şeriatta da sizin adınız budur. Yani önceden de sonradan da sizin adınız budur. “ki Rasûl size” hayır ve şer tüm amellerinize “şahit olsun. Siz de insanlara karşı şahit olasınız.” Çünkü siz, insanlar için çıkartılmış en hayırlı, mutedil, adaletli ve hayırlı bir ümmetsiniz. Sizler peygamberlerin kendi ümmetlerine tebliğde bulunduklarına dair şahitlik edeceksiniz, ümmetlere karşı da peygamberlerinin kendilerine tebliğde bulunduklarına şahitlik edeceksiniz. Bunu da cenab-ı Allah’ın Kitabında size verdiği haberlere dayanarak yapacaksınız. “O halde namazı dosdoğru” yani rükünleri ve şartları ile sınırlarına riâyet ederek ve bütün gerekleri ile birlikte “kılın ve” farz olan “zekâtı” Yüce Allah’a, size ihsan etmiş olduğu bunca nimetlere karşı bir şükür olmak üzere “verin ve Allah’a sarılın.” Ona sığınarak korunun, bu hususta O’na güvenip dayanın. Kendi öz gücünüze ve takatinize bel bağlamayın. “O, sizin Mevlânızdır.” İşlerinizi çekip çevirendir. En güzel şekilde işlerinizi O idare eder ve en güzel takdirine uygun olarak sizin işlerinizi O yönlendirir. “O ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.” O, kendisini dost edinenin ne güzel dostudur! Zira o, bu yolla istediğini elde eder. O, yardımını dileyen için de ne güzel yardımcıdır! Zira hoşlanmadığı şeyleri ondan uzaklaştırır.

ac Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

***