At-Tawba
Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.
Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21
وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْلَمُونَ 6
6- Eğer müşriklerden biri senden emân dilerse ona emân ver. Tâ ki Allah’ın kelâmını dinlesin. Sonra da onu güvende olacağı yere kadar ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir toplum olmalarından dolayıdır.
6. Yüce Allah’ın bundan önce geçen:“Haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve geçecekleri bütün geçitleri tutun” buyruğu, bütün haller ve bütün müşrik kişiler hakkında umumi bir emir olduğundan ötürü Yüce Allah, bu âyet-i kerimede eğer maslahat onların bazılarına yakınlık göstermeyi gerektirecek olursa bunun caiz, hatta farz olacağını zikrederek şöyle buyurmaktadır:“Eğer müşriklerden biri” Allah’ın kelamını dinlemek ve İslâm’ı incelemek için “senden eman dilerse” senden kendisini himaye etmeni ve kendisine gelecek zararı önlemeni isterse “ona eman ver. Tâ ki Allah’ın kelamını dinlesin.” Bundan sonra da artık müslüman olursa ne âla! Aksi takdirde “onu güvende olacağı yere kadar ulaştır.” Buna sebepse kâfirlerin “bilmeyen bir toplum” olmalarıdır. Bazen küfürleri üzere devam edişlerinin sebebi onların bilgisizlikleri olabilir. Bu bilgisizlik ortadan kalktı mı İslâm’ı küfre tercih edebilirler. İşte bundan dolayı Yüce Allah, Rasûlüne ve ahkamda ona uymakla yükümlü olan ümmetine Allah’ın kelamını dinlemek isteyen kimseleri himaye etmelerini emretmektedir. Bu ayet, Kur’an-ı Kerim’in, Allah’ın kelamı olduğunu ve mahlûk olmadığını kabul eden Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin görüşünün lehine açık bir delildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’i (kelam sıfatı ile) söyleyen/konuşan bizzat Yüce Allah’tır ve O, bu kelamı, sıfatın mevsufuna izafe edilmesi şeklinde kendi zatına izafe etmiştir. Yine bu buyruk Mutezile ile onların görüşlerini kabul edenlerin ileri sürdükleri Kur’an’ın mahluk olduğu görüşünün batıl olduğuna da delildir. Esasen bu görüşün batıl olduğunu gösteren deliller pek çoktur, ancak bunları sıralamanın yeri burası değildir.