Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · Qaaf
Surah 50

Qaaf

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 30–35

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ 30 وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ 31 هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ 32 مَّنْ خَشِىَ ٱلرَّحْمَـٰنَ بِٱلْغَيْبِ وَجَآءَ بِقَلْبٍ مُّنِيبٍ 33 ٱدْخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْخُلُودِ 34 لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ 35

30- O gün cehenneme:“Doldun mu?” diyeceğiz. O:“Daha yok mu?” diyecek. 31- Cennet de takva sahiplerine iyice yaklaştırılır. 32- (Onlara denir ki:) İşte size, yani Allah'a çokça yönelen ve (O’nun emir ve yasaklarını) muhafaza edenlere vaat edilen (mükafat) budur! 33- Gıyaben Rahmân’dan korkan ve (hakka) dönen bir kalp ile gelen (kimselerdir onlar). 34- “Oraya selâmet ile girin. İşte bu, ebedilik günüdür.” 35- Orada diledikleri her şey onlarındır. Yanımızda fazlası da var.

30. Yüce Allah kullarını uyarıp korkutarak şöyle buyurmaktadır:“O gün cehenneme: Doldun mu? diyeceğiz.” Bu da cehenneme atılanların çokluğu dolayısı ile sorulacak bir sorudur. “O: Daha yok mu? diyecek.” Rabbi adına öfkelenerek kâfirlere karşı duyduğu kin ile isyankâr günahkârların daha da çok içine atılmasını istemeye devam edecektir. Yüce Allah da ona kendisini büsbütün dolduracağını vaadetmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki Ben cehennemi cin ve insanlarla dolduracağım.”(Hûd, 11/119) Sonunda Yüce Rabbimiz, teşbihten münezzeh ayağını üzerine koyacak ve cehennem birbirine doğru girip çekilecek ve:“Yeter, yeter.” diyecek. Yani bu bana yeter, artık doldum.

31. “Cennet de takva sahiplerine iyice yaklaştırılır.” Yani görülecek şekilde, içindeki ebedi nimetlere, sevinç ve sürûra bakılacak şekilde yakıbkaştırılır, uzak olmaz. Cennet, ancak o kimselere yaklaştırılır ki, onlar Rablerinden korkup sakınırlar, küçüğü ile büyüğü ile şirki terk ederler, Rablerinin emirlerine uyarlar ve O’na boyun eğerler.

32. Onlara tebrik maksadı ile şöyle denilir:“İşte size, yani Allah'a çokça yönelen ve (O’nun emir ve yasaklarını) muhafaza edenlere vaat edilen (mükafat) budur.” Bu cenneti ve içinde bulunan canların çektiği, gözlerin bakmaktan zevk aldığı her bir şeyi Allah, bütün vakitlerinde O’nu zikretmekle, muhabbetle, O’ndan yardım isteyerek, O’na dua ederek, O’ndan korkarak ve O’ndan umarak Allah’a yönelenlere; yine Allah’ın emirlerini ihlâs ile ve en mükemmel şekli ile tamamlayan ve koyduğu sınırları gereği gibi muhafaza edenlere vaat etmiştir.

33. “Gıyaben Rahmân’dan korkan” Yani Rabbini tanıyarak ve rahmetini umarak O’ndna korkan ve bu korkuyu gıyaben, yani insanların gözlerinden uzakta iken de sürdüren demektir. İşte gerçek korku/haşyet budur. İnsanların gördüğü ve hazır bulundukları bir haldeki haşyete gelince, bu bazen riyakârlık ve gösteriş için yapılabilir. O bakımdan bu, haşyetin varlığına delil olmaz. Asıl faydalı olan haşyet, kulun hem insanların görmediği yerde, hem de görebileceği yerde haşyet duymasıdır. Gıyaben Allah'tan korkmaktan kasıt, gıyaben iman etmekteki mana olabilir. Buna göre buradaki gıyab/gayb, şehadetin/görünenin karşıt anlamı olur ki azap ve Allah'ın ayetlerinin geldiği görüldüğünde sahip olunan iman ve korku, ihtiyari değil, zaruri/mecburidir ve hiçbir faydası yoktur. Burada daha açık olan anlam da bu sonuncusudur. “ve (hakka) dönen bir kalp ile gelen” yani Mevlâsına dönen ve O’nu razı eden hususlara doğru yönelen.

34. Takvâ sahibi ve iyilerden olan bu kimselere şöyle denilecektir:“Oraya selâmet ile” yani türlü afet ve kötülüklerden yana esenlikte olarak ve hoşa gitmeyen bütün her şeyden uzak ve emniyet içerisinde “girin.”. Oranın nimetleri kesintisizdir. O nimetleri gölgelendiren ve hevesi kursakta bırakan hiçbir şey olmayacaktır. “İşte bu, ebedilik günüdür.” Bugünün sona ermesi de bugünde ölüm de söz konusu değildir. Neşeyi olumsuz olarak etkileyecek hiçbir şey yoktur.

35. “Orada diledikleri her şey onlarındır.” Ne isterlerse orada derhal onlar için var edilecektir. “Yanımızda” bütün bunlardan ayrı olarak “fazlası da var.” Rahman ve Rahim olan Allah, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından geçirmediği mükâfatlara onları gark edecektir. Bunun en büyüğü, en üstünü ve en değerlisi ise O’nun kerim vechini/yüzünü görme ve kelâmını işitme hazzını elde etme ve O’na yakın olma nimetine ermek olacaktır. Yüce Allah’tan, lütfu ile bunları bizlere nasip etmesini dileriz.