Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Fath
Surah 48

Al-Fath

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 10

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا 10

10- Şüphe yok ki sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli, onların elleri üstündedir. Artık kim (biatını) bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği söze vefa gösterirse O, ona çok büyük bir mükafat verecektir.

10. Yüce Allah’ın burada işaret ettiği biat, ashab-ı kiramın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, yanından kaçıp onu terk etmemek üzere söz verdikleri Rıdvân Biatidir. Bu özel bir anlaşma olup onun bir şartı şöyle idi: Sayıca az kalsalar da kaçmanın caiz olduğu bir halde bulunsanlar da yine de kaçmayacaklar. “Şüphe yok ki sana biat edenler” gerçekte “ancak Allah’a biat etmiş olurlar.” Anlaşmayı O’nunla yapmış olurlar. Öyle ki bu, o kadar ağır bir anlaşmadır ki bundan dolayı “Allah’ın eli onların elleri üstündedir.” Sanki onlar, Allah’a biat etmiş, bu biat esnasında O’nunla el ele vererek anlaşmış gibidirler. Bütün bunlar, bu anlaşmayı daha çok pekiştirmek ve onları bu anlaşmaya bağlı kalmaya teşvik etmek içindir. Bundan dolayı devamla şöyle buyurmaktadır:“Artık kim (biatını) bozarsa” Allah’a verdiği sözün gereğini yerine getirmez ise “ancak kendi aleyhine bozmuş olur.” Çünkü bunun vebali ona aittir. Bunun cezasını o çekecektir. “Kim de Allah'a verdiği söze vefâ gösterirse” ahdin gereğini tam ve eksiksiz olarak yerine getirirse “O, ona çok büyük bir mükafat verecektir.” Bu mükafatın büyüklüğünü ve miktarını onu o kimseye verenden başkası bilmez.