Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · Aal-i-Imraan
Surah 3

Aal-i-Imraan

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 156–158

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ كَانُوا۟ غُزًّى لَّوْ كَانُوا۟ عِندَنَا مَا مَاتُوا۟ وَمَا قُتِلُوا۟ لِيَجْعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسْرَةً فِى قُلُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ 156 وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ 157 وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ 158

156- Ey iman edenler! Kâfir olup da yeryüzünde yolculuğa çıkan yahut gazada bulunan kardeşleri hakkında:“Yanımızda olsalardı ölmezlerdi yahut öldürülmezlerdi” diyen kimseler gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerinde bir pişmanlık kılar. Dirilten de öldüren de Allah’tır. Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 157- Andolsun ki Allah yolunda öldürülür yahut ölürseniz (bilin ki) Allah’tan bir mağfiret ve rahmet onların topladığı şeylerden daha hayırlıdır. 158- Andolsun siz ölür veya öldürülürseniz muhakkak Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.

156. Şanı Yüce Allah mü’min kullarına Rablerine, Rablerinin kaza ve kaderine iman etmeyen, münafık ve diğer türlü kâfirlere benzemelerini yasaklamaktadır. Her hususta onlara benzemelerini yasakladığı gibi özel olarak da bu konuda yasaklamıştır. Bu konu ise şudur: Onlar “yeryüzünde” ticaret maksadı ile “yolculuğa çıkan yahut gazada bulunan” sonra da ölen veya öldürülen din yahut nesep yoluyla kardeşleri olan kimseler hakkında kadere karşı çıkarak “Yanımızda olsalardı ölmezlerdi yahut öldürülmezlerdi” diyorlar. Oysa bu bir yalandır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:“De ki: Evlerinizde olsaydınız bile üzerlerine öldürülmeleri yazılmış olanlar (ölüp de) yatacakları yerlere çıkıp giderlerdi.”(Ali İmran, 3/154) Ancak bu yalanlayışın onlara faydası olmadı. Aksine “Allah Bunu” yani onların bu sözlerini ve bu inanışlarını “kalplerinde bir pişmanlık” sebebi kıldı, o kadar. Böylelikle onların musibetleri daha bir arttı. Mü’minler ise bütün bunların Allah’ın kaderi ile olduğunu bilirler, iman eder ve teslim olurlar. O bakımdan Allah kalplerine hidâyet ve sebat verir. Bu yolla da onların musibetlerini hafifletmiş olur. Yüce Allah onların bu görüşlerini reddederek:“Dirilten de öldüren de Allah’tır.” buyurmaktadır. Yani bu işi yalnızca O yapar. Dolayısı ile herhangi bir tedbir ve sakınmanın kadere karşı bir faydası olmaz. “Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir.” O bakımdan amellerinizin ve yalanlamalarınızın karşılığını ve cezasını verir.

157-158. Daha sonra Yüce Allah, kendi yolunda öldürülmenin yahut bu uğurda ölmenin herhangi bir eksiklik ve çekinilecek bir şey olmadığını haber vermektedir. Aksine bu, yarışanların uğrunda yarışmaları gereken şeylerdendir. Çünkü bu, Yüce Allah’ın mağfiret ve rahmetine götüren, ulaştıran bir yoldur. Bu da dünya ehlinin topladıkları dünyalıklardan daha hayırlıdır. Üstelik insanlar hangi durumda olurlarsa olsunlar ölür ya da öldürülürlerse, dönüşleri ancak Yüce Allah’adır ve O’nun huzuruna varacaklardır. O da herkese amelinin karşılığını verecektir. Peki, kaçış Allah’tan başka kimedir? İnsanlar Allah’ın ipine sarılmaktan başka neye sarılabilirler?