Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Noor
Surah 24

An-Noor

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 30

قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا۟ مِنْ أَبْصَـٰرِهِمْ وَيَحْفَظُوا۟ فُرُوجَهُمْ ۚ ذَٰلِكَ أَزْكَىٰ لَهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ 30

30- Mü’min erkeklere söyle de gözlerini sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphe yok ki Allah, onların yaptıklarından çok iyi haberdardır.

30. Yani sen, beraberlerinde imanı ihlal edici şeylerden kendilerini alıkoyacak bir iman bulunan o mü’minleri irşad ederek de ki: Başkalarının avretlerine, yabancı kadınlara, kendilerine bakmakla fitneye düşülmekten korkulan tüysüz gençlere, kişiyi fitneye ve sakıncalı hallere düşüren dünya zînetine bakmaktan “gözlerini sakınsınlar ve mahrem yerlerini” ön veya arka yoldan haram bir ilişki kurmaktan yahut bunların daha altındaki ilişkilerden ya da başkalarına onlara dokunma veya bakma imkânını vermekten “korusunlar. Bu” gözleri ve mahrem yerleri korumak “onlar için daha temizdir.” Daha hoş ve güzeldir, amellerini daha bir iyileştiricidir. Şüphesiz mahrem yerini ve gözünü koruyan bir kimse, hayasızlıklar işleyen kimselerin kirlenmelerine sebep olan pisliklerden arınmış olur. Haramı terk etmek dolayısı ile de amelleri tertemiz olup iyiye gider. Çünkü nefis harama tamah eder, haramı işlemeye çağırır. Allah için bir şeyi terk edene, Allah onun yerine ondan hayırlısını ihsan eder. Gözünü haramdan koruyan kimsenin Allah, basiretini nurlandırır. Diğer taraftan mahrem yerini ve gözünü haramdan ve harama önayak olan hususlardan -bunlara istek duyuran sebeplere rağmen- koruyan bir kimse, elbetteki başka hususları daha ileri derecede korur. Bundan dolayı Yüce Allah, burada “muhafaza etmek/korumak” tabirini kullanmıştır. Muhafaza altında bulunan bir şeyi kişi, eğer kollayıp gözetmek ve korumakta bütün gayretini ortaya koymayacak, onu korumak için gerekli sebepleri yerine getirmeyecek olursa o şey korunmuş olmaz. İşte göz ve mahrem yer de böyledir. Kul, bunları korumakta gayret göstermeyecek olursa onlar da kulu türlü bela ve sıkıntılara düşürürler. Burada Yüce Allah’ın, mahrem yerinin korunmasını kayıtsız şartsız olarak emrettiği üzerinde dikkatle duralım. Çünkü mahrem yerinin korunmaması hiçbir halde mubah değildir. Buna karşılık göz ile ilgili olarak Yüce Allah:“Gözlerini sakınsınlar” diye buyurmuş ve kısmîliğe (bakışların bir kısmına) delâlet eden “من” edatını getirmiştir. Çünkü bazı hallerde ihtiyaç sebebi ile bakmak caizdir. Şahidin, (ticari, hukuki vb. bir) muamelede bulunanın, evlenmek üzere bir kıza talip olanın vb. kimselerin bakması gibi. aha sonra Yüce Allah, mü’min kullara neler yaptıklarını bildiğini hatırlatmaktadır ki böylelikle kendilerini haramlardan korumakta tam anlamı ile gayretlerini ortaya koysunlar.