Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nahl
Surah 16

An-Nahl

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 36–37

وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّـٰغُوتَ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَـٰلَةُ ۚ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ 36 إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ 37

36- Andolsun ki biz her ümmete:“Allah’a ibadet edin ve tâğûttan kaçının” diye bir peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimine hidâyet vermiş, kiminin üzerine de sapıklık hak olmuştur. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bir bakın! 37- Onların hidâyete ermelerini (ne kadar) arzu etsen de (şunu bil ki) Allah, saptırdığı kimseye hidâyet vermez. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

36. Allah Teâlâ, bütün ümmetlere karşı delilini ortaya koymuş olduğunu, ister önceden geçmiş, ister sonra gelmiş olsun her bir ümmet arasında mutlaka bir rasul göndermiş olduğunu, hepsinin de ittifakla aynı çağrıyı yapıp aynı dini tebliğ ettiklerini haber vermektedir. Bu da O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmektir:“Allah’a ibadet edin ve tâğûttan kaçının.” Ümmetler ise peygamberlerin çağrısını kabul edip etmeme bakımından iki kısma ayrılmışlardır: “Allah içlerinden kimine hidâyet vermiş” onlar da ilmen ve amelen peygamberlere tâbi olmuşlardır; “kiminin üzerine de sapıklık hak olmuştur.” Onlar da sapıklık yoluna uymuşlardır. “Yeryüzünde” bedenlerinizle ve kalplerinizle “gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bir bakın!” Sizler bu konuda hayret verecek şeyler göreceksiniz. Ne kadar yalanlayıcı geçmiş ise mutlaka âkıbetinin helâka uğramak olduğunu göreceksiniz

37. “Onların hidâyete ermelerini (ne kadar) arzu etsen” ve bu uğurda bütün gayretini ortaya koysan da “(şunu bil ki) Allah saptırdığı kimseye hidâyet vermez.” O, hidâyet için bütün sebepleri yerine getirecek olsa dahi yine Allah’tan başka kimse ona hidâyet veremez. “Onların” Allah’ın azabına karşı onlara yardım edecek ve O’nun intikamına karşı onları koruyacak “hiçbir yardımcıları da yoktur.”