At-Tawba
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَـٰدُهُمْ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَـٰفِرُونَ 55 وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَـٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ 56 لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَـٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ 57
55- O halde onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. Allah onlar sebebiyle ancak dünya hayatında onlara azap etmeyi ve canlarının da kâfir olarak çıkmasını ister. 56- Onlar, kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir. Fakat onlar korkak bir topluluktur. 57- Eğer sığınacak bir yer veya mağaralar yahut da sokulacak bir delik bulsalardı arkalarını dönüp o tarafa koşarlardı.
55. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Bu münafıkların malları da evlatları da seni imrendirmesin. Çünkü bunlarda imrenilecek bir şey yoktur. Bunların aleyhlerine dönüşmesi, ilk olarak bunları Rablerinin rızasının önüne geçirmeleri ve onlar sebebi ile Allah’a isyan etmeleridir. “Allah onlar sebebiyle ancak dünya hayatında onlara azap etmeyi... ister.” Burada azaptan kasıt, bunları elde etmek için karşı karşıya kaldıkları sıkıntılar, bu uğurdaki dur durak bilmeyen çabaları, kalbi gayretleri ve bedeni yorgunluklarıdır. Onların nimet gibi görünen bu şeylerden aldıkları lezzet, çektikleri sıkıntılar ile karşılaştırılacak olursa bu lezzetlerden söz edilmeye bile değmez. Çünkü bunlar, kendilerini Allah’tan ve O’nu anmaktan alıkoyduklarından dolayı onlar aleyhinde dünyada bile ağır bir yük ve vebal olurlar. Bu büyük ve tehlikeli veballerden biri, kalp ve iradeleri ile bunlara bağlanarak onları aşamamaları, bütün isteklerinin ve arzularının onlardan öteye geçememesi, kalplerinde de âhirete hiç yer kalmamasıdır. Bu durum da onların dünyadan “kâfirler olarak çıkmasını” gerektirir. Şimdi, ebedi bedbahtlığı ve sürekli bir pişmanlığı gerektiren böyle bir cezadan daha büyük bir ceza olabilir mi?
56. “Onlar, kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir” Bu yeminleri etmelerinin sebebi ise onların “korkak bir topluluk” olmalarıdır. Yani başlarına gelecek musibetlerden korkarlar. Kalplerinde gerçek durumlarını açıklamayı sağlayacak cesaret yoktur. Onlar, durumlarını açığa vurdukları takdirde sizden korkarlar, sizin onlardan uzaklaşmanızdan, bunun sonucunda da düşmanların dört bir yandan gelip onları yakamasından ve öldürmesinden korkarlar. Yürekli ve cesur kimse ise gerçek halini -iyi ya da kötü olsun- olduğu gibi açıklar. Fakat münafıklar, korkaklık elbisesine bürünmüş ve yalan ile bezenmişlerdir.
57. Daha sonra Yüce Allah, onların korkaklıklarının büyüklüğünü söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Eğer” sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarında “sığınacak bir yer veya” içine girecekleri ve orada yerleşecekleri “mağaralar yahut da sokulacak” ve böylelikle kendilerini korunma altında hissedecekleri “bir delik bulsalardı, arkalarını dönüp” süratle “o tarafa koşarlardı.” Çünkü onların sebat ve metanet gösterebilecekleri melekeleri yoktur.