Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Inshiqaaq
Sura ta 84

Al-Inshiqaaq

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 1–15

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ 1 وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ 2 وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ 3 وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ 4 وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ 5 يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ 6 فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ 7 فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا 8 وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا 9 وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ 10 فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا 11 وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا 12 إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا 13 إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ 14 بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا 15

1- Gök yarıldığı; 2- Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman ki zaten ona lâyık olan da budur. 3- Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği; 4- İçinde ne varsa dışarıya atıp boşaldığı; 5- Ve Rabbine boyun eğdiği zaman ki zaten ona layık olan da budur. 6- Ey insan! Gerçekten sen Rabbine doğru durmadan. Sonunda O’na kavuşacaksın. 7- Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince; 8- O, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek, 9- Ve ailesine sevinç içinde dönecektir. 10- Kitabı arka tarafından verilecek kimseye gelince; 11- O, ölümü çağıracaktır. 12- Ve alevli bir ateşi boylayacaktır. 13- Çünkü o, ailesi arasında neşeliydi. 14- Çünkü o, asla (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı. 15- Hayır! Şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.

(Mekke’de inmiştir. 25 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Yüce Allah, Kıyamet gününde pek büyük cisimlerde meydana gelecek değişiklikleri açıklayarak şöyle buyurmaktadır: "Gök yarıldığı” çatlayıp birbirinden ayrıldığı, yıldızların etrafa saçıldığı, güneş ve ayın ışığının söndürüldüğü; 2. “Ve Rabbini dinleyip boyun eğdiği zaman” O’nun emrini dinlediği, hitabına pür dikkat dikkatle kulak verdiği zaman; “ki zaten ona layık olan da budur.” Ona bu yakışır. Çünkü o, pek büyük ve yüce, emrine karşı gelinmeyen, hükmüne aykırı hareket edilemeyen mutlak egemenin emri altındadır ve O’nun tarafından idare olunmaktadır.

3. “Yeryüzü de serilip dümdüz edildiği” yani sarsıldığı, çalkalandığı, üzerindeki dağları savrulup üzerinde bulunan bina ve yükseklikler dümdüz edildiği, Allah’ın onu alabildiğine geniş bir hale gelinceye kadar ve insanların çokluğuna rağmen hesap için durduklarında hepsini içine alacak kadar genişlettiği, üzerinde herhangi bir çukur ve tümsek görülmeyecek şekilde dümdüz bir hale getirildiği zaman; 4-5. “İçinde” ölüler ve hazineler türünden “ne varsa dışarıya atıp” onlardan sıyrılarak “boşaldığı” zaman; çünkü Sûra üfürülecek, ölüler kabirlerinden yerin üzerine çıkacaklar. Yeryüzü, hazinelerini dışarı atacak ve bu hazineler, herkes tarafından görülecek şekilde pek büyük bir dağ gibi ortaya çıkacak, onlar da dünyada iken uğrunda yarışıp durdukları bu şeyler için pişmanlık duyacaklardır.

6. “Ey insan! Gerçekten sen çalışıp çabalamakta, sonu Rabbine varan bir yolda ilerlemektesin. Sonunda da (çalışmanın karşılığını almak üzere) O’na kavuşacaksın.” Yani sen, Allah’a doğru gitmektesin. Ya O’nun emirlerini ya da yasaklarını işlemektesin. Ya hayır işleyerek yahut şer yaparak O’na doğru yaklaşmaktasın. Sonra da Kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkacaksın. O da ya lütfu ile yahut da adaleti ile sana muamele edip amellerinin karşılığını verecektir. Eğer mutlu ve bahtiyar (cennetlik) bir kimse isen lütfuna kavuşaca, yok eğer bedbaht (cehennemlik) bir kimse isen adaleti gereği ceza göreceksin. İşte bundan dolayı devamla amellerin karşılıkları ile ilgili geniş açıklamaların söz konusu edildiğini görüyoruz:

7-8. “Amel defteri sağ tarafından verilecek kimseye gelince” bunlar, bahtiyar/cennetlik kimselerdir “o, kolay bir hesap ile hesaba çekilecek.” Bu da amelleri Yüce Allah’a kolay bir şekilde sunulmakla gerçekleşecektir. Yüce Allah, ona günahlarını tek tek söyletecek. Nihâyet kul, artık helâk olacağına kanaat getirdiği anda Yüce Allah, ona şöyle diyecek:“Dünyada iken ben bunları örtmüştüm. İşte bugün de senin için onları yine örtüyorum.” 9. “Ve” cennette “ailesine sevinç içinde dönecektir.” Çünkü azaptan kurtulmuş ve mükâfatı elde etmiş olacaktır.

10-12. “Kitabı arka tarafından” yani arkasından sol eline “verilecek kimseye gelince; o” rezillik ve rüsvaylıktan, Kitabında göreceği dünyada iken işlemiş olup da kendilerinden tevbe etmemiş olduğu amellerinden ötürü “ölümü çağıracaktır ve alevli bir ateşi boylayacaktır.” Alevli ateş, her bir yandan onu çepeçevre kuşatacak ve ateş azabında evirilip çevirilecektir. Bunun sebebine gelince: 13. “Çünkü o ailesi arasında neşeliydi.” Öldükten sonra diriliş hatırına bile gelmezdi. Fakat bu, onun bir yanılgısı idi. Rabbinin huzuruna döndürülmeyeceğini ve O’nun huzurunda hesap için durdurulmayacağını sanırdı. 15. “Hayır, şüphe yok ki Rabbi onu çok iyi görüyordu.” Rabbinin onu başıboş bırakması, ona emir ve yasaklar buyurmaması, iyiliklerine mükâfat, kötülüklerine de ceza vermemesi hiçbir şekilde uygun düşmezdi.