Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Naazi'aat
Sura ta 79

An-Naazi'aat

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 1–14

وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا 1 وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا 2 وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا 3 فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا 4 فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا 5 يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ 6 تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ 7 قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ 8 أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ 9 يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ 10 أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً 11 قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ 12 فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ 13 فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ 14

1- Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, 2- (Mü’minlerin ruhlarını) yumuşaklıkla çıkaranlara, 3- Yüzüp gidenlere, 4- Yarışıp geçenlere, 5- İşleri düzenleyip yürüten (melek)lere ki... 6- O gün sarsan (birinci üfürüş) sarsacak. 7- Arkasından onu izleyen (ikinci üfürüş) izleyecek. 8- O gün birtakım kalpler şiddetle çarpacaktır. 9- Gözleri de zillet içinde yere bakacaktır. 10- Onlar derler ki:“Biz, tekrar ilk halimize mi döndürüleceğiz?!” 11- “Hem de çürümüş kemikler olduktan sonra mı?!” 12- “Öyleyse bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olacaktır!” 13- Halbuki o (diriliş), ancak tek bir haykırışa bakar. 14- Bir de bakmışsın ki hepsi (dirilerek) toprağın yüzüne çıkmışlar bile!

(Mekke’de inmiştir. 46 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

Burada melâike-i kiram ve onların Allah’ın emirlerine tam anlamı ile bağlılıklarına delil teşkil eden ve o emirleri yerine getirmekteki süratlerini ifade eden birtakım fiillerine yemin edilmektedir. Kendisi hakkında yemin edilen şeyin ise amellerin karşılığının görülmesi ve öldükten sonra diriliş olması ihtimali vardır. Buna delil, bundan sonra Kıyametin çeşitli hallerinin söz konusu edilmesidir. Kendisi hakkında yemin edilenin de kendisi ile yemin edilenin de aynı şey, yani melekler olma ihtimali de vardır. Çünkü onlara iman etmek, imanın altı esasından birisidir. Ayrıca burada onların fiillerinin söz konusu edilmesi, meleklerin ölüm esnasında, ondan önce ve ondan sonra amellerin karşılıkları konusunda üstlendikleri bir görevi de ihtiva etmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 1. “Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara.” Bunlar, ruhları şiddetle çekip çıkaran ve onları çıkarmak işine adeta dalan meleklerdir. Tâ ki ruh bedeninden çıksın ve amelinin karşılığını görsün. 2. “Yumuşaklıkla çıkaranlara.” Bunlar da meleklerdir. Bunlar da ruhları tam bir güçle ve şevkle çekip alırlar. Yahut da yumuşaklıkla çıkarmak mü’min ruhlar için, şiddetle çekip çıkarmak da kâfir ruhlar için söz konusu olabilir. 3. “Yüzüp gidenlere” Yani havada inip çıkarak gidip gelenlere; 4. “Yarışıp geçenlere” başkalarını geride bırakarak Yüce Allah’ın emrini yerine getirmeye çalışanlara ve vahyi Allah’ın peygamberlerine ulaştırmak için şeytanları -o vahiyden hırsızlayarak bir şey almasınlar diye- geride bırakanlara. 5. “İşleri düzenleyip yürütenlere ki…” Bunlar da Yüce Allah’ın, ulvi ve süfli âlemin pek çok işlerini idare etmek üzere görevlendirmiş olduğu meleklerdir ki yağmurlar, bitkiler, rüzgarlar, denizler, ceninler, canlılar, cennet, cehennem vs. bunlardan bazılarıdır.

6-7. “O gün sarsan” kıyametin kopması “sarsacak; arkasından onu izleyen (ikinci üfürüş)” yani hemen onun akabinde gelen ikinci sarsıntı “izleyecek.” 8-9. “O gün birtakım kalpler” görüp işittiklerinin korkusu ile dehşete kapıldığından “şiddetle çarpacaktır.”“Gözleri de zillet içinde yere bakacaktır.” Hakir ve zelil bir şekilde bakacaktır. Korku kalplerine hakim olacak, yürekleri dehşetle yerinden oynayacak. Üzüntü ve keder onları kuşatmış, pişmanlık dört bir yanlarını sarmış olacaktır.

10-11. Dünyada iken kâfirler yalanlamak sureti ile “derler ki: “Biz, tekrar ilk halimize mi döndürüleceğiz? Hem de çürümüş” ve dağılmış “kemikler olduktan sonra mı?” 12. “Öyleyse bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olacaktır.” Yani Allah’ın öldükten sonra kendilerini diriltmesini, çürümüş kemikler haline geldikten sonra onları tekrar yaratmasını, Allah’ın kudretini bilmediklerinden ve O’na karşı küstahlıklarından dolayı uzak bir ihtimal olarak gördüler. Yüce Allah ise bu işin kendisi için son derece kolay olduğunu açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır: 13. “Halbuki o, ancak bir tek haykırıştır.” Bir defa Sûr’a üfürülecektir. 14. “Bir de bakmışsın ki hepsi” bütün yaratılmışlar “toprağın yüzüne çıkmışlar bile!” Ayağa kalkıp bekleyecekler. Yüce Allah, onları bir araya toplayacak, adaletli hükmü ile aralarında hükmedecek ve amellerinin karşılığını onlara verecektir.