Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Naba
Sura ta 78

An-Naba

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 37–40

رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا 37 يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا 38 ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا 39 إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا 40

37- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi olan Rahmân’dan (bir mükâfattır). O’nun huzurunda (O izin vermedikçe) kimse konuşmaya cesaret edemez. 38- O gün Ruh ve melekler saf halinde duracaklardır. Rahmân’ın izin verdiği ve doğruyu söyleyen kimselerden başkası konuşamayacaktır. 39- İşte bu, hak gündür. O halde kim dilerse, Rabbine yönelsin. 40- Şüphesiz Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi kendi elleriyle işlediklerini görecek ve kâfir:“Ah, keşke toprak olsaydım!” diyecek.

37. Yani onlara bunca bağışları veren, lütufları ihsan eden, onların Rabbidir ki, O “göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi”; onları yaratan ve işlerini çekip çeviren, rahmeti her şeyi kuşatan, kendilerini rubûbiyeti ile terbiye eden, merhamet eden ve bunca nimetlere kavuşmalarını sağlayıncaya kadar onlara lütuflarda bulunan “Rahmân’dan” bir mükâfattır. Daha sonra Allah, kıyamet günündeki azametini ve mülkünü söz konusu etmekte, bütün mahlukatın o günde konuşmayacaklarını, aksine susacaklarını şöyle belirtmektedir:“O’nun huzurunda söz söylemeye kimse cesaret edemez.” 38-39. “Rahmân’ın izin verdiği ve doğruyu söyleyen kimselerden başkası konuşamayacaktır.” O gün konuşanlar, ancak bu iki şartla konuşurlar: Allah’ın konuşmasına izin vermesi ve söylediklerinin doğru olması. Çünkü o gün “hak gündür” ve o günde batılın geçerliliği yoktur, yalanın da o günde faydası olmayacaktır. Bu günde “Ruh” meleklerin en faziletlisi olan Cebrail aleyhisselam “ve melekler” hepsi de Allah’ın önünde saygı ile boyun eğmiş olarak “saf saf halinde duracaklardır.” Yüce Allah teşvik edip uyardıktan ve müjdeleyip korkuttuktan sonra şöyle buyurmaktadır: “O halde kim dilerse, Rabbine yönelsin.” Yani Kıyamet gününde Allah’ın huzurunda kendisine yarayacak ameller yapsın.

40. “Şüphesiz Biz sizi yakın bir azap ile uyardık.” Çünkü bu azap size doğru gelmektedir ve gelmekte olan her şey de yakındır. "O gün kişi kendi elleriyle işlediklerini görecek.” Yani onun için tek önemli şey amelidir. O, ona sığınmaya çalışacak. O halde bu dünya yurdunda, ebedi kalınacak yurt için neler gönderdiğine iyice baksın:“Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır...”(el-Haşr, 59/18) Eğer hayırla karşılaşırsa Allah’a hamdetsin, başkasını bulursa kendisinden başkasını kınamasın. İşte bundan dolayı kâfirler ileri derecedeki pişmanlıklarından dolayı ölümü temenni edeceklerdir:“ve kâfir: “Ah, keşke toprak olsaydım!” diyecek.” Yüce Allah’tan bize küfürden ve bütün kötülüklerden esenlik vermesini dileriz. O, bağışı pek bol olandır, lütuf ve kerem sahibidir.

Nebe’ Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Yüce Allah’a mahsusdur.

***