Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Waaqia
Sura ta 56

Al-Waaqia

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 63–67

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ 63 ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ 64 لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ 65 إِنَّا لَمُغْرَمُونَ 66 بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ 67

63- Baksanıza o ektiğiniz tohuma! 64- Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren biz miyiz? 65- Dileseydik onu çerçöpe dönüştürürdük de şaşar kalırdınız. 66- “Gerçekten biz ziyana uğradık.” 67- “Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.”(derdiniz).

63. Yüce Allah, bu buyrukları ile kullarına lütfunu hatırlatmakta ve bu yolla onları kendisini tevhîd etmeye, kendisine ibadet etmeye ve kendisine dönmeye davet etmektedir. Çünkü onlara kendileri için kolaylaştırmış olduğu ekin ekmek, meyve ve mahsuller edinmek gibi bir nimet vermiştir. Bu sayede onların zaruri ihtiyaçlarını ve menfaatlerini temin eden temel gıdalar, rızıklar ve meyveler ortaya çıkmaktadır ki bunlara karşı şükretmek ve haklarını edâ etmek şöyle dursun onları saymaya dahi güçleri yetmez. İhsan ettiği bu lütufları onlara itiraf ettirerek şöyle buyurmaktadır: 64. “Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren Biz miyiz?” Yani onları yerden bitki halinde çıkartanlar sizler misiniz? Onu büyütüp geliştirenler sizler misiniz? Başağını ve meyvesini çıkartan ve nihayet biçilecek tane haline getiren ve olgunlaştıran sizler misiniz? Yoksa bütün bunları tek başına yaratan ve size bu nimetleri ihsan eden Allah mıdır? Sizin bütün yaptığınız yeri sürmek, kazmak ve oraya tohum atmaktan ibarettir. Bundan sonra neler olduğunu bilemediğiniz gibi bunun ötesine de gücünüz yetmez. Bununla birlikte Yüce Allah, eğer onları korumasaydı, hayatta kaldıkları sürece ihtiyaçlarını karşılamasaydı ve insanların bir süreye kadar onlardan yararlanmaları için onların varlıklarını muhafaza etmeseydi o tohum ve ekinlerin tehlikelere maruz kalacağına dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır: 65. “Dileseydik onu” sürülmüş ekini ve mahsulleri “çerçöpe” faydası ve rızık özelliği olamayacak şekilde kuru ot kırıntılarına “dönüştürürdük de şaşar kalırdınız.” Uğraşıp didindikten, pek çok harcamalar yaptıktan sonra çerçöp olduğu için pişman olur, başınıza gelen musibete üzülürdünüz. Böylelikle neşeniz, sevinciniz kaybolur giderdi. 66. Ve derdiniz ki:“Gerçekten biz ziyana uğradık.” Yani malımız eksildi ve varlığımızı silip süpüren bir musibetle karşı karşıya kaldık. 67. Bundan sonra da bu musibetin başınıza neden geldiğini ve hangi sebepten dolayı böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığınızı anlar ve şöyle derdiniz:“Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.” O halde Yüce Allah’a bu ekini sizin için yeşerttiği, sonra varlığını devam ettirip olgunlaştırdığı ve üzerine faydasından, hayır ve bereketinden sizi mahrum bırakacak afetler göndermediği için hamdedin.