Al-Fath
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ شَـٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا 8 لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا 9
8- Şüphesiz Biz seni bir şâhit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 9- (Bu), Allah’a ve Rasûlüne iman edesiniz, Rasûlüne destek olup saygı gösteresiniz ve sabah akşam da Allah'ı tesbih edesiniz diyedir.
8. Ey Rasûl-i Ekrem! “Şüphesiz Biz seni” ümmetine, hayır ve şer türünden yaptıklarına; çeşitli görüş ve meseleler hakkında kimin hak, kimin batıl üzere olduğuna; Yüce Allah’ın vahdâniyetine, her bakımdan tek başına bütün kemal sıfatlarına sahip olduğuna dair “bir şahit”; Sana ve Allah’a itaat edenlere dinî, dünyevî ve uhrevî sevap ve mükâfatları bildiren “bir müjdeleyici ve” Allah’a isyan edenleri de dünya ve âhirette cezaya çarptırılacaklarını bildiren “bir uyarıcı olarak gönderdik.” Müjde ve uyarının kendileri sebebi ile gerçekleştiği amellerin ve ahlâkın gereği gibi açıklanması da müjde ve uyarmanın kapsamına dahildir. O halde o; hayrı, şerri, bahtiyarlığı, bedbahtlığı, hakkı ve batılı açıkça bildirendir. O nedenle Yüce Allah buna bağlı olarak şöyle buyurmaktadır:
9. “Allah’a ve Rasûlüne iman edesiniz.” Yani Allah Rasûlü sizi imana davet edip size faydalı olacak şeyleri öğrettiği için bütün hususlarda Allah’a ve Rasûlüne itaat etmenizi gerçekleştirecek şekilde onlara iman edesiniz; “Rasûlüne destek olup saygı gösteresiniz.” Sizin üzerinizde pek büyük lütuf ve ihsanları olduğundan dolayı O’nu tazim edesiniz ve haklarını yerine getiresiniz; “ve sabah akşam da Allah'ı tesbih edesiniz diyedir.” Bu âyet-i kerimede Yüce Allah, Allah ile Rasûlü arasında ortak hakkın her ikisine iman etmek olduğunu, O’nun rasûlüne has olan hakkın, ona destek olmak ve onu tazim edip gerekli saygıyı göstermek olduğunu, Allah’a has olan hakkın ise namaz ve başka yollarla Allah’ı tesbih ve takdis etmek olduğunu belirtmektedir.