Al-Ahqaf
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ ۚ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَـٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ 11 وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً ۚ وَهَـٰذَا كِتَـٰبٌ مُّصَدِّقٌ لِّسَانًا عَرَبِيًّا لِّيُنذِرَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَبُشْرَىٰ لِلْمُحْسِنِينَ 12
11- Kafir olanlar, iman edenler hakkında şöyle dediler:“Eğer o (İslam) hayırlı bir şey olsaydı, onlar onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Onunla hidâyet bulamadıkları için de: “Bu (Kur'ân), eskiden kalma bir yalandır” diyeceklerdir. 12- Onun öncesinde ise Musâ’nın bir rehber ve rahmet olan Kitabı vardır. Bu (Kur'ân) ise zulmedenleri uyarmak ve ihsan sahiplerine de müjde olmak üzere Arap dili ile indirilmiş, (geçmiş kitapları) tasdik eden bir kitaptır.
11. Yani, hakkı inkâr edenler, ona karşı inatlaşanlar ve hak daveti reddedenler “şöyle dediler: “Eğer o (İslam) hayırlı bir şey olsaydı, onlar onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Yani mü’minler bizden önce ona ulaşamazlardı. Ona ilk ulaşanlar, ilk kavuşanlar bizler olurduk. Bu ise sadece bir aldatmacadır; bir kelime oyunudur. İnkarcıların hakka iman edenlerden önce erişmelerinin hakkın doğruluğuna alâmet olduğunu gösteren delil nerde? Yalanlayıcılar ruhen daha temiz, aklen daha mükemmel midirler? Yoksa hidâyet onların ellerinde midir? Fakat onlar, söyledikleri bu sözlerle -güya- kendilerini teselli etmektedirler. Tıpkı bir şeyi ele geçiremediği için o şeyi yermeye koyulan gibi (Kedi ulaşamadığı ete murdar dermiş misali). Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onunla hidâyet bulamadıkları için de: “Bu (Kur'ân), eskiden kalma bir yalandır” diyeceklerdir.” Yani onlar, Kur’ân ile hidâyet bulamayınca, en büyük bağıştan ve ilâhî armağandan mahrum kalınca bu sefer “O, yalandır” diyerek ona dil uzattılar. Halbuki o, kendisinde şüphe bulunmayan, en ufak bir tereddüdün dahi söz konusu olamayacağı mutlak haktır. 12. O, semâvi kitaplara özellikle de bunlar arasında Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en mükemmelleri ve faziletlileri olan Tevrat’a mutabık bir kitaptır. Allah onu Mûsâ’ya “bir rehber ve rahmet” olarak indirmiştir. Yani İsrailoğulları bu Kitab’a uyuyor, onunla hidâyet buluyor ve onun sayesinde dünya ve âhiret hayırlarına nail oluyorlardı. “Bu” Kur’ân “ise” küfür, fasıklık ve isyan ile -zulümlerini sürdürdürmeleri halinde- kendilerini pek ağır azaba uğratacak olan “zulmedenleri uyarmak” yaratıcılarına ibadetlerinde ve yaratılmışlara faydalı olma konusunda “ihsan sahiplerine” dünya ve âhirette pek büyük mükâfatları haber veren, sakındırdığı amelleri de ecirlerini müjdelediği amelleri de bildiren bir “müjde olmak üzere” öğrenilmesi ve düşünüp öğüt alınması kolay olsun diye Allah tarafından “Arap dili ile indirilmiş” önceki kitapları “tasdik eden” doğruluklarına tanıklık eden ve onlara uygunluğu ile onları doğrulayan “bir kitaptır.”