Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nisaa
Sura ta 4

An-Nisaa

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Aya ta 83

وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ ۖ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ ۗ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَـٰنَ إِلَّا قَلِيلًا 83

83- Kendilerine güven veya korkuya dair bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Rasûle ve içlerinden emir sahiplerine götürmüş olsalardı, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu elbette bilirlerdi. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız müstesna şeytana uymuş gitmiştiniz.

83. Bu buyrukla Yüce Allah kullarının, bu tür yakışmayan davranışlardan uzak kalmalarını isteyerek onları tedip etmektedir. Şöyle ki onlara önemli işlere ve kamu maslahatına ait güvenliği ilgilendiren ve mü’minlerin sevinmesini geretiren yahut da onlar aleyhinde bir musibetin söz konusu olduğu korku doğuran bir haber kendilerine ulaştığında onu iyice araştırmaları ve bu haberi yaymakta acele etmemeleri gerekir. Aksine onu Allah Rasûlüne ve aralarındaki “emir sahiplerine”, yani ilim, nasihat, akıl, vakar sahiplerinden olup işlerin iç yüzlerini, neyin maslahat olduğunu, neyin de maslahata aykırı olduğunu bilen kimselere götürmelidirler. İşte bunlar bu haberin yayılmasında bir maslahat, mü’minleri gayrete getirecek bir özellik, onları sevindirecek bir taraf, düşmanlarından korunmayı gerektirecek bir yön görecek olurlarsa onu yayarlar. Şâyet bunda bir maslahat görmez yahut maslahat görmekle birlikte zararının maslahatından büyük olduğunu görürlerse o takdirde o haberi yaymazlar. Bundan dolayı Yüce Allah:“İçlerinden işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu elbette bilirlerdi” buyurmaktadır. Yani doğru işleyen fikir ve görüşleri, doğru yöndeki bilgileri ile onu çıkartabilenler, sonuçlandırabilenler bunu bilirlerdi, demektir. Bu buyrukta oldukça yol gösterici bir kaideye delil vardır. O da şudur: Herhangi bir mesele hakkında bir araştırma gerekecek olursa bununla, o işe ehil olan kimselerin görevlendirilmesi, bu konunun uzman kimselere verilmesi ve onların önüne geçilmemesi gerekir. Çünkü böylesi doğruyu bulmaya ve hatadan uzak kalmaya daha uygundur. Ayrıca bu buyrukta herhangi bir hususun işitilir işitilmez etrafa yayılması konusunda aceleci davranmak da yasaklanmakta, konuşmadan önce dikkatle düşünüp taşınmak da emredilmektedir. Böylelikle söylenecek sözün maslahata uygun olup olmadığına bakılır ve ondan sonra konuşulup konuşulmayacağına karar verilir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti” size bilmediklerinizi öğretmesi, muvaffakiyet vermesi ve sizi güzel edeblerle tedip etmesi söz konusu “olmasaydı, pek azınız müstesna şeytana uymuş gitmiştiniz.” Çünkü insan tabiatı itibari ile zalim ve cahildir. Nefsi ona kötülükten başka bir şey emretmez. Ama Rabbine sığınacak, O’na bağlanacak ve bu konuda bütün gayretini ortaya koyacak olursa, Rabbi de ona lütufta bulunur, her türlü hayra onu muvaffak kılar ve kovulmuş şeytandan onu korur.