Aal-i-Imraan
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَـٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَـٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ ۚ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى ۖ قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا ۚ قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ 81 فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ 82
81- Hani Allah peygamberlerden:“Size verdiğim kitap ve hikmetten sonra size beraberinizdekini tadik edici bir peygamber gelirse ona mutlak iman edecek ve yardım edeceksiniz” diye söz aldığı zaman: (Bunu) kabul edip bu ağır sorumluluğu yüklendiniz mi?” demişti. Onlar da:“Kabul ettik” demişlerdi. O da: Öyleyse şahit olun, ben de sizinle birlikte şahit olanlardanım.” buyurmuştu. 82- Artık kim bundan sonra yüz çevirirse işte onlar fasıkların tâ kendileridirler.
81-82. Yüce Allah şöyle haber vermektedir: O, bütün peygamberlerden söz ve ahit almıştır. Buna sebep ise onlara verdiği ve lütfettiği kitap ve hikmettir. Bu kitap ve hikmet ise Allah’ın hakkını eksiksiz olarak yerine getirmeyi ve bunu tastamam ifa etmeyi gerektirir. Şöyle ki şâyet onlara beraberlerinde bulunanı tasdik eden, kendileri ile gönderilen tevhidi, hak ve adaleti, şeriatlerin ittifakla kabul ettikleri esasları doğrulayan buyruklar getiren peygambere iman edecekler ve ona yardım edeceklerdir. Onlar da kendilerinden alınan bu sözü kabul ettiklerini söylemiş, itiraf etmiş ve bu söze bağlı kalacaklarını belirtmişlerdi. Buna dair onları şahit tuttuğu gibi bizzat kendisi de onlara karşı şahitlik etmiştir. Bu söze muhalefet edenleri de tehdit etmişti. Bu, bütün peygamberler arasında ortak bir husustur. Onların hepsinin izledikleri yol aynıdır. Onların her birisinin davetini hepsi ittifakla kabul etmiş ve onaylamışlardır. Bunun kapsamına şu da girmektedir: Yüce Allah bütün peygamberlerden Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman edeceklerine ve onun dinine (yetiştikleri takdirde) yardımcı olacaklarına dair söz almıştır. Buna göre peygamberlere tâbi olduğunu kim iddia ederse, işte peygamberlerin dini budur; Allah’ın onlardan yerine getirmelerini istediği ve onların da ikrar ve itiraf ettikleri din budur. O halde önceki peygamberlere uyduğunu iddia ettiği halde Muhammed’e uymaktan yüz çeviren kimse hiç şüphesiz fasıktır, Allah’a itaatın dışına çıkmıştır. Uyduğunu iddia ettiği peygamberi de yalanlamış ve onun yoluna muhalefet etmiştir. İşte bu kitap ehli ve diğer din mensupları arasından Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmeyen herkese karşı getirilmiş kesin bir delil ve belgedir. Onlar, peygamberlerin önderi ve sonuncusu olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmedikleri sürece uyduklarını iddia ettikleri kendi peygamberlerine de iman etmiş olamazlar.