Al-Hajj
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا لِّيَذْكُرُوا۟ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلْأَنْعَـٰمِ ۗ فَإِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ فَلَهُۥٓ أَسْلِمُوا۟ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُخْبِتِينَ 34 ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَٱلصَّـٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمْ وَٱلْمُقِيمِى ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ يُنفِقُونَ 35
34- Biz, her ümmete kurban kesme ibadetini meşru kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiğimiz (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. İlahınız bir tek ilâhtır. O halde O’na teslim olun! (Rabbine karşı) itaatkâr ve alçak gönüllü olanları müjdele! 35- Onlar ki Allah anılınca kalpleri titrer, başlarına gelenlere karşı sabreder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
34. Yani geçmişteki ümmetlerin her birisi için kurban kesmeyi meşru kılmışızdır. O halde hayırlarda birbirinizle yarışın ve hayır işlemekte elinizi çabuk tutun. Hanginizin daha güzel amelde bulunacağını ortaya çıkaralım diye böyle yaptık. Yüce Allah’ın her ümmete kurban kesmeyi meşru kılmasının sebebi ise Allah’ı anmak ve O’na şükretmeye yönelmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“kendilerine rızık olarak verdiğimiz (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. İlahınız bir tek ilâhtır.” Şeriatlerin türleri arasında farklılık bulunsa bile hepsi, bu esası ittifakla ortaya koymuşlardır. O esas da tek başına Yüce Allah’ın ulûhiyetinin kabul edilmesi, ibadetin yalnız O’na yapılması ve O’na ortak koşmanın terk edilmesidir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“O halde O’na teslim olun.” Başkasına değil, yalnız O’na itaat edin ve O’na teslim olun. Çünkü O’na teslim olmak selamet yurduna ulaştıran yoldur. “(Rabbine karşı) itaatkâr ve alçak gönüllü olanları” dünya ve âhiret hayırları ile “müjdele!” Âyet-i kerimede geçen “المخبت”, itaatkâr ve alçakgönüllü kimse, Rabbine boyun eğen, emrine teslim olan, O’na ibadette alçakgönüllü davranan kimse demektir.
35. Daha sonra Yüce Allah, bu itaatkâr ve alçakgönüllülerin niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlar ki Allah anılınca” korkuları ve ta’zimleri dolayısı ile “kalpleri titrer.” Bundan dolayı da haram kılınan şeyleri terk ederler. Çünkü yalnızca Allah’tan korkar, yalnızca O’ndan dolayı kalpleri titrer. “Başlarına gelenlere” darlık ve sıkıntılara, çeşitli eziyetlere “sabreder”, bunların hiçbirisi dolayısı ile öfkelenmezler. Aksine Rablerinin rızası için, O’nun mükâfatını umarak ve ecrini bekleyerek sabrederler. “Namazı dosdoğru kılar” Yani bunlar, namazda yerine getirilmeleri gereken farzları da müstehabları da edâ ederek, zahir ve batın özellikleri ile birlikte ve ubudiyetin gereğini yerine getirerek eksiksiz ve dosdoğru şekli ile ifa ederler “ve kendilerini rızık olarak verdiklerimizden de infak ederler.” Buradaki infak; zekât, kefaret ve hanımların, kölelerin ve yakın akrabaların nafakalarını sağlamak gibi farz olan bütün nafaka türlerini kapsadığı gibi bütün çeşitleri ile sadaka verme kabilinden müstehab infakları da kapsar. Burada teb’îz/kısmilik ifade eden “من” kelimesinin getirilmesi, Allah’ın vermiş olduğu ve teşvik ettiği emirlerin kolaylığının anlaşılması ve bu infakın, Allah’ın ihsan ettiği rızkın küçük bir bölümü olduğunun bilinmesi içindir. Eğer Yüce Allah, bu rızkı kazanmayı kolaylaştırmamış ve rızık olarak ona ihsan etmemiş olsaydı, kulun bu rızkı elde etme güç ve imkânı olmazdı. O halde ey Allah’ın lütfu ile rızka mazhar olan kişi! Allah’ın sana vermiş olduğu rızıktan infak et ki, Allah da sana infak etsin ve lütfundan sana daha fazlasını versin.