Maryam
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَلَدًا 88 لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْـًٔا إِدًّا 89 تَكَادُ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ ٱلْأَرْضُ وَتَخِرُّ ٱلْجِبَالُ هَدًّا 90 أَن دَعَوْا۟ لِلرَّحْمَـٰنِ وَلَدًا 91 وَمَا يَنۢبَغِى لِلرَّحْمَـٰنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا 92 إِن كُلُّ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّآ ءَاتِى ٱلرَّحْمَـٰنِ عَبْدًا 93 لَّقَدْ أَحْصَىٰهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا 94 وَكُلُّهُمْ ءَاتِيهِ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَرْدًا 95
88- “Rahmân, çocuk edindi” dediler. 89- Andolsun ki siz, çok çirkin bir iddia ortaya attınız. 90- Öyle ki ondan dolayı neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp yıkılacak. 91- (Evet,) Rahmân’a çocuk isnat etmeleri yüzünden… 92- Halbuki çocuk edinmek Rahmân’a yaraşmaz. 93- Göklerde ve yerde olanların hepsi, mutlaka Rahmân’ın huzuruna kul olarak gelecektir. 94- Andolsun ki O, hepsini kuşatmış ve onları tek tek saymıştır. 95- Hepsi de kıyamet gününde O’nun huzuruna yalnız başına gelecektir.
88. Bu buyruklarla Rahmân olan Allah’ın evlât edindiğini iddia eden o inatçı ve hakkı bile bile inkâr eden kimselerin söyledikleri sözlerin ne kadar çirkin olduğu belirtilmektedir. Hristiyanların: Mesih Allah’ın oğludur, yahudilerin: Üzeyir Allah’ın oğludur, müşriklerin: Melekler Allah’ın kızlarıdır, şeklindeki sözleri bu kabildendir. Yüce Allah, onların bu iddialarından alabildiğine yücedir, münezzehtir.
89-90. “Andolsun ki siz çok çirkin” son derece büyük ve vahim “bir iddia ortaya attınız” ve bu sözün, bu iddianın büyüklüğü dolayısıyla “neredeyse gökler” bu sözden dolayı büyüklüklerine ve sağlamlıklarına rağmen “çatlayacak” yer de bu iddiadan dolayı “yarılacak” parça parça olacak “ve dağlar parçalanıp yıkılacak.” Yani ufalanıp yok olacak. 91. “(Evet,) Rahmân’a çocuk isnat etmeleri yüzünden…” Bütün bunlar, bu çirkin iddialarından ötürü olacak. Evet, bütün bu yaratılmışlar neredeyse bu hallere düşeceklerdir.
92. “Halbuki çocuk edinmek, Rahmân’a yaraşmaz.” Öyle bir şey olmaz da yakışmaz da. Çünkü çocuk edinmek O’nun eksikliğine ve muhtaçlığına delildir. O ise hiçbir şeye muhtaç olmayan Ğanidir, her türlü övgüye layık olan Hamîd’dir. Diğer taraftan çocuk da babasının cinsinden olur. Yüce Allah’ın ise ne eşi, ne benzeri, ne de dengi olamaz.
93. “Göklerde ve yerde olanların hepsi, mutlaka Rahmân’ın huzuruna kul olarak gelecektir.” Karşı gelmek, baş kaldırmak söz konusu olmaksızın emrine itaat ederek ve zilletle boyun eğerek gelecektir. Melekler, insanlar, cinler ve diğerleri... Hepsi Allah’ın hükümranlığı altındadırlar. Onlar üzerinde O, tasarruf sahibidir. Yönetim namına onların bir şeye sahip olmaları yahut herhangi bir şeyin idaresini gerçekleştirmeleri mümkün değildir. Şanı ve hükümranlığının azameti bu olduğuna göre O’nun nasıl çocuğu olabilir?
94. “Andolsun ki O, hepsini kuşatmış ve onları tek tek saymıştır.” Yani Yüce Allah’ın ilmi, göklerde olsunlar, yerde olsunlar bütün yaratılmışları kuşatmıştır. Onları da amellerini de tek tek bilir ve hepsini tespit etmiştir. O, unutmaz ve şaşırmaz. Hiçbir şey de O’na gizli kalmaz.
95. “Hepsi de kıyamet gününde O’nun huzuruna” evlâtları, malları ve yardımcıları olmaksızın “yalnız başına gelecektir.” Kimse ile birlikte amelinden başka bir şey bulunmayacaktır. Allah ona amelinin karşılığını verecek, hesabını eksiksiz görecektir: hayırsa hayır, şerse şer. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Andolsun sizi ilk defa yarattığımız gibi, yapayalnız, teker teker huzurumuza geldiniz.”(el-En’âm, 6/94)