Al-Kahf
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَـٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا 47 وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَـٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ ۚ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا 48 وَوُضِعَ ٱلْكِتَـٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَـٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَـٰذَا ٱلْكِتَـٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا ۚ وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا ۗ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا 49
47- O gün dağları yürütürüz ve sen yeryüzünü dümdüz görürsün. Bütün insanları da tek birini bile bırakmadan mahşerde toplarız. 48- Saf halinde Rabbine arzedilirler (de onlara şöyle denir:)“Andolsun ki ilk kez sizi nasıl yarattıysak öylece bize geldiniz. Fakat siz (dünyada iken) sizin (diriltilip hesaba çekilmeniz) için böyle bir zaman tayin etmediğimizi iddia etmiştiniz.” 49- Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Günahkarların onlarda yazılı olanlardan dolayı korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki:“Vay halimize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” Bütün işlediklerini önlerinde hazır bulurlar. Rabbin, hiç kimseye zulmetmez.
47. Yüce Allah, kıyamet gününün halini, o gündeki tedirgin edici, dehşetli, zorlu ve sıkıntılı halleri haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“O günde dağları yürütürüz.” Yani Allah, o dağları yerlerinden koparacak ve onları kum yığını haline getirecek, daha sonra da onları atılmış renkli yün gibi yapacaktır. Daha sonra da onlar dağılıp havaya saçılmış toz zerrecikleri haline gelecektir. Böylece yeryüzü apaçık ortaya çıkacak, herhangi bir iniş ve çıkışı bulunmayan dümdüz bir yer haline gelecektir. Allah, bütün insanları bu yer üzerinde haşredecek ve onlardan bu haşir meydanına getirmedik hiçbir kimse bırakmayacaktır. Öncekileri de sonrakileri de hep birlikte uçsuz bucaksız çöllerin ortasından ve denizlerin diplerinden getirecek, darmadağın iken onları bir araya toplayacak, paramparça iken onları yeni bir yaratılışla tekrar var edecektir. 48. Allah’ın huzuruna saf saf arzolunacaklar. Onları huzuruna getirecek, amellerine bakacak ve hiçbir zulüm söz konusu olmayacak şekilde haklarında adil hükmünü verecek ve onlara:“Andolsun ki ilk kez sizi nasıl yarattıysak öylece bize geldiniz” diyecek. Yani malsız, ailesiz, aşiretsiz olarak tek başınıza geldiniz. Beraberlerinde dünya hayatında iken yaptıkları amellerden, kazanmış oldukları hayır ve şerden başkası bulunmayacaktır. Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Andolsun sizi ilk defa yarattığımız gibi yapayalnız, teker teker huzurumuza geldiniz ve size (dünyadayken) bağışladığımız şeyleri arkanızda bıraktınız. (Allah'a) ortak olduklarını iddia ettiğiniz şefaatçılarınızı da aranızda göremiyoruz.”(el-En’âm, 6/94) Burada da öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere artık onu gözleriyle gördükten sonra şöyle denileceği belirtilmektedir: “Fakat siz (dünyada iken) sizin (diriltilip hesaba çekilmeniz) için böyle bir zaman tayin etmediğimizi iddia etmiştiniz.” Yani siz, amellerin karşılığının verileceğini, iyi amellere Allah’ın mükâfat vaadini, kötü amellere karşılık da tehdidini inkâr etmiştiniz. Şimdi bunu gözlerinizle gördünüz ve tattınız.
49. İşte o vakit iyi meleklerin yazmış olduğu amel defterleri huzura getirilecek, dehşetten kalpler yerlerinden fırlayacak, bunlardan dolayı sıkıntılar büyüyecek, öyle ki sapasağlam ve sarsılmaz kayalar bile bu sıkıntılar karşısında eriyecek hale gelir. Günahkârlar da bundan alabildiğine korkacaklar. Amellerinin satır satır yazıldığını, söz ve fiillerinin tek tek tespit edilmiş olduğunu görecekleri vakit de:“Vay halimize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” diyecekler. Yani küçük olsun, büyük olsun bütün günahlarımız burada yazılıdır. Hepsi tespit edilmiş! Ne gizlide, ne de açıkta, ne gece, ne de gündüz işlediğimiz tek bir amel bile unutulmamış! “Bütün işlediklerini önlerinde hazır bulurlar.” Ve onu inkâr edemezler. “Rabbin kimseye zulmetmez.” İşte o vakit amellerinin karşılığını görecekler ve bu amelleri işlediklerini de itiraf edecekler. Rezil olacaklar ve onlara azap hak olacaktır:“Bu, ellerinizin daha önce yaptıkları yüzünden ve Allah’ın, kullarına zulmedici olmamasındadır.”(Âl-i İmran, 3/182; el-Enfal, 8/51) Aksine onlar Allah’ın adalet ve lütfunun dışına çıkamayacaklardır.