Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Israa
Sura ta 17

Al-Israa

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 106–109

وَقُرْءَانًا فَرَقْنَـٰهُ لِتَقْرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكْثٍ وَنَزَّلْنَـٰهُ تَنزِيلًا 106 قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًا 107 وَيَقُولُونَ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا 108 وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا ۩ 109

106- Biz onu kısım kısım indirdiğimiz bir Kur’an kıldık ki insanlara ara ara okuyasın ve biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) peyderpey indirdik. 107- De ki:“Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar, çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” 108- Ve derler ki:“Rabbimizi tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” 109- Ağlayarak çeneleri üstü (secdeye) kapanırlar ve bu (Kur'ân), onların huşusunu artırır.

106. Yani biz, bu Kur’an’ı, doğru yolu sapıklıktan, hakkı batıldan ayırdedici olmak üzere parça parça indirdik. “ki insanlara ara ara okuyasın” onlar da üzerinde gereği gibi düşünüp anlamları üzerinde tefekkür ederek, ondan gerekli ilimleri çıkartsınlar. “Biz onu (ihtiyaç hasıl oldukça) azar azar” yirmi üç yıllık süre zarfında kısımlara ayrılmış bir halde, azar azar “indirdik.” “Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.”(el-Furkan, 25/33)

107. Kur’an hakkında şüphe ve tereddüdün hiçbir şekilde söz konusu olmayacağı, onun yegane gerçek olduğu açıkça ortaya çıktığına göre bu Kur’an’ı yalanlayarak ondan yüz çeviren kimselere “de ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin.” Allah’ın size bir ihtiyacı yoktur ve siz, O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. İman etmeyişinizin zararı sizedir. Çünkü Yüce Allah’ın sizden başka kulları da vardır. Onlar Allah’ın, kendilerine faydalı bilgiyi ihsan ettiği kimselerdir ki o Kur'ân onlara:“okununca çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar.” Bu Kitaptan alabildiğine etkilenir ve önünde itaatle boyun eğerler.

108. “Ve derler ki: Rabbimizi” müşriklerin O’na nispet etmiş olduğu ve celâline yakışmayan şeylerden “tenzih ederiz. Rabbimizin” öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılıklarının verileceğine dair “vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” onda şaşma olmaz, şüphe de yoktur.

109. “Ve ağlayarak çeneleri üstü” yüzleri üzere “(secdeye) kapanırlar ve bu” yani Kur’an “onların huşusunu artırır.” Abdullah b. Selâm vb. gibi Yüce Allah’ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem döneminde ve ondan sonra kendilerine lütufta bulunup da İslâm’a girmiş olan kitap ehlinin mü’minleri bunlara örnektir.