An-Nahl
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّـٰغُوتَ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَـٰلَةُ ۚ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ 36 إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ 37
36- Andolsun ki biz her ümmete:“Allah’a ibadet edin ve tâğûttan kaçının” diye bir peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimine hidâyet vermiş, kiminin üzerine de sapıklık hak olmuştur. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bir bakın! 37- Onların hidâyete ermelerini (ne kadar) arzu etsen de (şunu bil ki) Allah, saptırdığı kimseye hidâyet vermez. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
36. Allah Teâlâ, bütün ümmetlere karşı delilini ortaya koymuş olduğunu, ister önceden geçmiş, ister sonra gelmiş olsun her bir ümmet arasında mutlaka bir rasul göndermiş olduğunu, hepsinin de ittifakla aynı çağrıyı yapıp aynı dini tebliğ ettiklerini haber vermektedir. Bu da O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmektir:“Allah’a ibadet edin ve tâğûttan kaçının.” Ümmetler ise peygamberlerin çağrısını kabul edip etmeme bakımından iki kısma ayrılmışlardır: “Allah içlerinden kimine hidâyet vermiş” onlar da ilmen ve amelen peygamberlere tâbi olmuşlardır; “kiminin üzerine de sapıklık hak olmuştur.” Onlar da sapıklık yoluna uymuşlardır. “Yeryüzünde” bedenlerinizle ve kalplerinizle “gezin de yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bir bakın!” Sizler bu konuda hayret verecek şeyler göreceksiniz. Ne kadar yalanlayıcı geçmiş ise mutlaka âkıbetinin helâka uğramak olduğunu göreceksiniz
37. “Onların hidâyete ermelerini (ne kadar) arzu etsen” ve bu uğurda bütün gayretini ortaya koysan da “(şunu bil ki) Allah saptırdığı kimseye hidâyet vermez.” O, hidâyet için bütün sebepleri yerine getirecek olsa dahi yine Allah’tan başka kimse ona hidâyet veremez. “Onların” Allah’ın azabına karşı onlara yardım edecek ve O’nun intikamına karşı onları koruyacak “hiçbir yardımcıları da yoktur.”