Yusuf
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَـٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ 93 وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ ۖ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ 94 قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَـٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ 95 فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا ۖ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ 96 قَالُوا۟ يَـٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَـٰطِـِٔينَ 97 قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ 98
93- “Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, hemen görmeye başlayacaktır. Ayrıca bütün ailenizi de alıp bana getirin.” 94- Kafile ayrılınca babaları dedi ki:“Bana bunak demeyecekseniz, inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum.” 95- Dediler ki:“Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ eski şaşkınlığındasın.” 96- Müjdeci gelince gömleğini yüzüne sürdü ve Yakub tekrar görmeye başladı. Dedi ki:“Ben size; Allah tarafından (gelen vahiyle) sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim, dememiş miydim?” 97- Dediler ki:“Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten günahkar olduk” dediler. 98- “Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir, dedi.
93. Daha sonra Yusuf aleyhisselam kardeşlerine şöyle dedi:“Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, hemen görmeye başlayacaktır.” Çünkü her bir hastalık onun zıddı ile tedavi edilir. Babasının kalbine ancak Yüce Allah’ın bildiği derecedeki üzüntü ve özlemi bırakmaya sebep olan bu gömlekte Yusuf’un kokusu bulunduğundan, babasının bu gömleği koklamasını ve böylelikle tekrar canlanmasını, kendisine gelmesini ve tekrar gözlerinin eskisi gibi görmesini istemişti. Şüphesiz bunda Yüce Allah’ın, kulların bilemeyeceği kadar çok hikmet ve sırları vardır. Yusuf aleyhisselam ise bu hususa muttali olmuştu. “Bütün ailenizi de alıp bana getirin.” Çocuklarınızı, aşiretinizi, size uyanların hepsini getirin. Böylelikle tam bir kavuşma gerçekleşsin, sizin de geçim darlığınız ve rızık sıkıntılarınız ortadan kalksın.
94. “Kafile” Mısır topraklarından “ayrılınca” ve Filistin topraklarına doğru yola koyulunca Yakub gömleğin kokusunu alarak “dedi ki: Bana bunak demeyecekseniz” benimle alay etmeyecek ve benim bu sözlerimin şuursuzca söylendiğini söylemeyecekseniz “inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum.” Çünkü Yakub çevresindekilerin bu sözü söylemesini gerektirecek derecede hayret ettiklerini tespit etmişti. Nitekim onlar hakkındaki kanaati gibi de oldu ve onlar şöyle dediler:
95. “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ eski şaşkınlığındasın, dediler.” Hâlâ sen uçsuz bucaksız bir denizdeymiş gibi şaşkın haldesin. Ne söylediğini bilmiyorsun.
96. “Müjdeci” artık Yusuf’un kardeşlerinin ve babalarının bir araya gelmelerinin yakınlaştığını bildirmek üzere gelince “gömleğini yüzüne sürdü ve Yakub tekrar görmeye başladı.” Kederden gözlerine ak düşmüşken bu sefer önceki hali gibi görmeye başladı. Etrafında hazır bulunan çocuklarına ve onun bunadığını söyleyenlere ve hayret edenlere karşı zafer kazanmış ve Yüce Allah’ın üzerindeki nimetini de dile getiren bir üslupla dedi ki:“Ben size; Allah tarafından (gelen vahiyle) sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim, dememiş miydim?” Çünkü ben Yusuf’a kavuşacağımı umuyor; keder, üzüntü ve ıstırabımın son bulacağını gözleyip duruyordum.
97. Günahlarını itiraf ettiler ve:“Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten” sana karşı bu yaptıklarımız dolayısı ile “günahkar olduk, dediler.”
98. O da onların bu isteklerine cevap vermek ve isteklerini çabucak kabul ettiğini bildirmek üzere:“Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir, dedi.” O’nun sizi mağfiret edeceğini, size merhamet buyurup sizi rahmeti ile kuşatacağını ümit ederim. Denildiğine göre Yakub aleyhisselam onlara mağfiret dilemeyi faziletli olan seher vaktine ertelemişti ki mağfiret dilemesi, daha mükemmel ve kabul edilme ihtimali daha yüksek olsun.