SABIR ve ŞÜKÜR
Wannan fassara ta mai fassararta ce, ba ta Sabīl ba. Ana nuna ta kamar yadda tushenta ya bayar, a matsayin rubutu na kanta a ƙarƙashin kowane littafi da kanun labaran mai fassarar kanta: ba ta tsaya layi-layi kusa da Larabci ba, kuma tana ɗauke da kurakuran kwafin da aka karanta ta. Sabīl ba ta duba ta da Larabci ba, kuma babu malamin da ya duba ta.
Fassarar Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-DînAn karanta daga islamilimleri.coman ɗauka 2026-10-21
Abin da tushen ya faɗa game da ita: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.
Giriş
Hamd, senâ ehli olan Allah'a mahsustur!. Öyle Allah ki kibriyânın ridasıyla münferid, yücelik ve vecdin sıfatlarıyla mütevahhiddir ve veli kullarını genişlik ve darlıkta sabır kuvvetiyle belâ ve nimetlere karşı şükretme desteğiyle takviye edendir.
Salât ve selâm peygamberlerin efendisi Hazret-i Peygamber'in, iyilerin efendileri olan ashâbının, muttakîlerin önderi olan âlinin üzerine olsun.
Îman iki parçadan ibarettir. Bir parçası sabır, öbür parçası şükürdür. Nitekim eserler ve haberler buna şahidlik etmiştir.
Sabır ile şükür, Allah'ın sıfatlarından iki sıfat ve en güzel isimlerindendir; zira Allah kendisine Sabûr ve Şekûr ismini vermiştir. 1
Bu bakımdan sabrın ve şükrün hakikatini bilmemek, îmanın iki tarafını da bilmemek demektir. Sonra bu husustaki bilgisizlik, Rahmân'ın vasıflarının ikisinden de gâfil olmak demektir. Oysa Allah'a yaklaşmak, ancak imanla olur. İmanın varlığını teşkil eden şeyi bilmeksizin îman yolunda yürümek düşünülebilir mi? İmanın kendisiyle var olduğu şeyi bilmemek îman yolunda yürümenin düşünülmediğini gösterir.
Sabır ve şükrün marifetini elde etmekten geri kalmak, kendisiyle îmanın ayakta durduğu ve îmanın kendisiyle idrak olunduğu esasın marifetinden de geri kalmak demektir. Bu bakımdan bu iki şıkkı izah etmek büyük bir ihtiyaçtır ve zarurîdir. O halde biz bu iki şıkkı birbirine bağlı olduğundan dolayı Allah'ın izniyle bir bölümde izah edeceğiz Bu bölümde sabrın fazileti, tarifinin ve hakikatinin beyanı, îmanın yarısı olmasının, ilgilendiği hususların değişikliğine göre, değişik isimlere sahip olmasının, kuvvet ve zafiyet ihtilâfı hesabıyla kısımlarının beyanı, sabra ihtiyaç duyulan yerin, sabrın ilâcının ve sabra ulaşmada yardımcı olan şeylerin beyanı vardır. Bu bakımdan bu şık yedi fasıldan ibarettir. Allah'ın izniyle bu fasıllar sabrın bütün maksatlarını ihtiva etmektedir.
1) Deylemî, Müsned'ül-Firdevs
32-1 Sabrın Fazileti
Allahü teâlâ sabredenleri birçok sıfatlarla vasıflandırmış, Kur'ân'ın yetmiş küsur yerinde sabrı zikretmiştir. Derece ve hayırların çoğunu sabra izafe etmiş ve onları sabrın meyvesi olarak göstermiştir.
Âyet-i Kerîmeler
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. (Secde/24)
Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri sebebiyle tam yerine geldi. (A'raf/137)
Biz sabredenlerin mükâfatını, yaptıklarının en güzeliyle vereceğiz. (Nahl/96)
İşte onlara sabretmelerinden ötürü mükâfatları iki defa verilir. (Kasas/54)
Ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir. (Zümer/10)
Bu bakımdan hiçbir ibadet yoktur ki onun ecri takdir ve hesapla olmasın! Ancak sabır bu kaidenin dışındadır. Oruç sabırdan olduğu ve sabrın yarısı bulunduğu için Allahü teâlâ, bir hadîs-i kudsîde şöyle buyurmuştur:
Oruç yalnız benim içindir. Onun ecri de bana aittir.
Görüldüğü gibi, Allahü teâlâ ibâdetler arasından orucu, kendi nefsine izafe etmektedir. Sabredenlere kendileriyle beraber olacağını va'dederek şöyle buyurmaktadır:
Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal/46)
Yardımı sabra bağlayarak şöyle buyurmuştur:
Evet sabreder sakınırsanız, onlar hemen şu dakikada üzerinize gelseler rabbiniz size nişanlı beş bin melekle imdad eder. (Âl-i İmrân/125)
Sabredenler için başkalarına vermediği birçok şeyleri bir araya getirerek şöyle buyurmuştur: İşte rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır. (Bakara/157)
Bu bakımdan hidayet, rahmet ve salâvatlar sabredenler için toplanmıştır. Sabır makamı hakkında vârid olan bütün ayetleri saymak oldukça uzun sürer.
Hadîsler
Sabır îmanın yarısıdır. 2
Nitekim sabrın îmanın yarısı olmasının ne anlama geldiği ileride gelecektir.
Size verilenlerin en azından biri yakîn ve sabır azimetidir Kime bu iki hasletten nasibi verilmiş ise artık o kimse elinden kaçırdığı gece ibadeti ve oruç (sevapları için) üzülmez. Çünkü ondan daha üstününü elde etmiştir. Yemin olsun, eğer siz, üzerinde bulunduğunuz şey üzerinde sabredersiniz, bu benim nezdimde sizden bir kişinin hepinizin ameli kadar amelle bana gelmesinden daha sevimlidir. Fakat ben sizin üzerinize benden sonra dünyanın açılıp gelmesinden, bazınızın bazınızı inkâr etmesinden, o anda semavât ehlinin de (meleklerin de) sizi inkâr etmesinden korkuyorum. Bu bakımdan sabreden ve ecrini Allah'tan bekleyen, sevabın kemâlini elde eder.
Daha sonra Hazret-i Peygamber şu âyeti okudu: 'Sizin yanınızdaki tükenir. Allah'ın yanındaki ise, bakidir. Yemin olsun, sabredenlere ecirlerini hesapız vereceğiz'. (Nahl/96) 3
Hazret-i Peygamber'i îman sorulduğunda, cevap olarak şöyle buyurmuştur:
(Îman) sabır ve cömertlikten ibarettir. 4 Sabır, cennet hazinelerinden bir hazinedir. 5
Yine bir defasında 'Îman nedir?' diye sorulunca cevap olarak şöyle buyurmuştur:
6 Bu hadîs-i şerif, Hazret-i Peygamber'in şu hadîs-i şerifine benzer:
Hac Arefe'de vakfe'dir. 7 Yani haccın en büyük rüknü Arefe'dir.
Amellerin en üstünü nefislerin zorlandığı ameldir. 8
Denildi ki: Allahü teâlâ Hazret-i Dâvud'a vahiy gönderek şöyle buyurmuştur: 'Benim ahlâkımla ahlâklan! Muhakkak ben çok sabırlıyım!'
Atâ'nın İbn-i Abbâs'tan rivâyet ettiği hadîste deniliyor ki: Hazret-i Peygamber Ensar'ın yanına girip şöyle buyurmuştur: 'Siz Mü'min misiniz?' Ensar sustu. Bu esnada orada bulunan Hazret-i Ömer (onların yerine) 'Evet! Ey Allah'ın Rasûlü!' diye cevap verdi. Hazret-i Peygamber devamla 'Sizin imanınızın alâmeti nedir?' dedi. 'Biz genişlikte şükür, belaya karşı sabır ve kazaya karşı rıza gösteririz' dediler. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber şöyle dedi:
Kâbe'nin rabbine yemin ederim ki durumu böyle olanlar Mü'mindirler. 9
Zoruna giden birşeye karşı sabır göstermende çok hayır vardır.
Hazret-i Îsa (aleyhisselâm) şöyle demiştir: Sizler sevdiklerinize ancak sevmediklerinize karşı gösterdiğiniz sabır sayesinde ulaşabilirsiniz.
Rubutu dagaOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472an ɗauka 2026-10-21
Wannan shi ne rubutun Larabci na Iḥyāʾ ʿUlūm al-Dīn na al-Ghazālī kamar yadda yake a tarin OpenITI, daga kwafin Shamela na bugun Dār al-Maʿrifa. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga ko rubutun hannu, kuma babu malamin da ya duba shi. Tarin ya ce a wasu shafuka wani ɓangare na rubutun ya ɓace kuma bayanan gefen mai gyara sun gauraye da rubutun; dukansu ana nuna su kamar yadda suke. An yi alama inda shafukan bugun suka ƙare. Fassarorin na masu fassararsu ne; kowace an karanta ta daga kwafin da aka ambata tare da ita kuma ana nuna ta a matsayin rubutu na kanta a ƙarƙashin kowane littafi da kanun labaranta: babu ɗaya da aka jera layi-layi tare da Larabci, Turancin Karim ya taƙaita littafin kamar yadda mai fassararsa ya ce, kuma kowace tana ɗauke da kurakuran kwafin da aka karanta ta. Sabīl ba ta fassara komai ba, ba ta duba kowace fassara da Larabci ba, kuma babu malamin da ya duba ko ɗaya.