Al-An'aam
This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.
Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21
وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ 116 إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦ ۖ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ 117
116- Şayet sen yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edecek olursan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve yine onlar ancak yalan söylerler. 117- Şüphe yok ki Rabbin, hem yolundan sapanları en iyi bilendir, hem de hidâyet bulanları en iyi bilendir.
116. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i insanların çoğuna itaat etmekten sakındırarak şöyle buyurmaktadır:“Şayet sen yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar.” Çünkü onların pek çoğu, (Allah’ın kendilerine gönderdiği) dinlerinde, amellerinde ve ilimlerinde sapmışlardır. Bu yüzden de dinleri bozuk, amelleri de hevâlarına tabidir. Bilgilerinde ise ne hakikat ne de doğru yola ulaştıracak bir özellik yoktur. Aksine onların yaptıkları, hak namına hiçbir şey ifade etmeyen zanna uymaktan, Allah hakkında da bilmedikleri şeyleri uydurarak ileri sürmekten ibarettir. Bu durumda olanlardan Allah’ın kullarını sakındırması ve onların gerçek durumlarını açıklaması elbette ki gereklidir. Çünkü -her ne kadar bu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e yönelik bir hitap ise de- Peygamber’in hakkında özel olmayan hükümlerde ümmeti de ona tâbidir. Yüce Allah ise sözü en doğru olandır, söyledikleri de gerçeğin tâ kendisidir.
117. “Şüphe yok ki Rabbin, hem yolundan sapanları en iyi bilendir, hem de hidâyet bulanları” ve hidayete yol gösterenleri “en iyi bilendir.” O halde ey mü’minler! Size düşen O’nun verdiği öğütlere, emir ve yasaklara uymaktır. Çünkü O, sizin maslahatınız olan şeyleri en iyi bilendir ve size kendi öz nefislerinizden daha merhametlidir. İlk âyet-i kerime, çokluğun hakka delil olmadığına, herhangi bir işi ve yolu izleyenlerin az olmasının da hakkın o olmadığının delili olarak görülemeyeceğine delalet etmektedir. Bilakis vakıa, bunun aksinedir. Zira hak ehli sayıca daha azdırlar, ancak Allah nezdinde kadir ve kıymetleri ve de mükâfaatları daha büyüktür. O halde hakka da batıla da her birine götüren yolların, delil olarak görülmesi ve gösterilmesi gerekir.