Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nisaa
Sūrah 4

An-Nisaa

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verse 166

لَّـٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ ۖ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ ۖ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا 166

166- Fakat Allah sana indirdiği ile şahitlik eder ki O, bunu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

166. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e diğer peygamber kardeşlerine vahiyde bulunduğu gibi vahyettiğini söz konusu ettikten sonra “fakat Allah sana indirdiği ile şahitlik eder ki...” buyruğu ile onun risaletine ve getirdiklerinin doğruluğuna şahitlik ettiğini haber vermektedir. “O bunu kendi ilmi ile indirmiştir.” Bu buyruğun, “Kitabı O’nun ilmini ihtiva edecek şekilde indirmiştir” anlamına gelmesi muhtemeldir. Yani o kitapta Allah’ın kullarına öğretmiş olduğu ve Allah’ın ilminden gelmiş ilâhi bilgiler, şer’i hükümler ve gaybî haberler vardır. Bir diğer ihtimal de bu buyruğun “Allah, bu kitabı ilminden sadır olarak indirmiştir” anlamına gelmesidir. Bu da Yüce Allah’ın bu husustaki şahitliğinin ne şekilde olduğuna dair bir işaret ve bir dikkat çekmedir. Buna göre ayet-i kerimenin anlamı şöyle olur: Yüce Allah emir ve yasakları ihtiva eden bu Kur’ân-ı Kerîm’i bilgisi dahilinde indirmiş, onu indirdiği şahsın durumunu ve onun insanları bu Kitaba inanmaya davet ettiğini de bilmektedir. Bu durumda o peygamberin davetini kabul edip tasdik eden, Allah’ın velisi olur. Onu yalanlayıp ona düşmanlık eden kimse de Allah’ın düşmanıdır, bundan dolayı da onun malı ve kanı mubah olur. Onu tasdik edip ona iman edenlere Allah güç ve imkân verir, onlara yardımcı olur, dualarını kabul eder, düşmanlarını yardımsız bırakır ve Allah kendi dostlarının yardımcısı olur. İşte bundan daha muazzam, bundan daha büyük bir şahitlik bulunabilir mi? Böyle bir şahitliği reddetmeye kalkışmak ancak Allah’ın ilmini, kudretini ve hikmetini kabul etmemek ile mümkün olabilir. Allah, meleklerin de Allah’ın Rasûlü üzerine indirdikleri lehine şahitlik ettiklerini haber vermiştir. Çünkü melekler kâmil bir imana sahiptirler ve hakkında şahitlikte bulunulan şeyin kadri de çok yüksektir. Esasen büyük meselelerde ancak çok özel kimselerin şahitlik etmesi istenir. Nitekim Yüce Allah tevhide dair şahitlik hususunda şöyle buyurmaktadır:“Allah kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığını, adaleti ayakta tutarak açıkladı. Melekler de, ilim sahibleri de (buna şahitlik ettiler). Ondan başka (hak) ilâh yoktur. O, Azîzdir, Hakîmdir.”(Al-i İmran, 3/18) Bununla birlikte “Şahit olarak Allah yeter.”