An-Nisaa
This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.
Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21
وَٱلَّـٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَـٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ ۖ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا 15 وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَـٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا ۖ فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا 16
15- Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Şâyet şahitlik ederlerse ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah onlara bir çıkar yol gösterinceye kadar onları evlerde alıkoyun. 16- İçinizden fuhuş yapanların her ikisine de eziyet edin. Eğer tevbe eder ve hallerini düzeltirlerse artık onları bırakın. Şüphesiz Allah tevbeleri çokça kabul edendir, pek merhametlidir.
15. “Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara” yani zina edenlere. Zinanın fuhuş diye nitelendirilmesi onun oldukça çirkin ve iğrenç bir fiil oluşundan dolayıdır. “karşı içinizden” adaletli mü’min erkekler arasından “dört şahit getirin. Şâyet şehadet ederlerse ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah onlara bir çıkar gösterinceye kadar onları evlerde alıkoyun.” Yâni onları kendileri hakkında şüpheye yol açan evden dışarı çıkmaktan alıkoyun ki onları hapsetmek onlar için öngörülen cezalar arasındadır. Bu alıkoyup hapsetmenin son vakti ise ölümün onları alıp götürmesi yahut da Allah'ın onlara evlerde hapsedilmenin dışında bir yol göstermisidir. Bu âyet-i kerime neshedilmiş değildir. Sadece belli vakte kadar geçerli olmak üzere emredilmiş bir buyruktur. İslâm’ın ilk döneminde durum böyle idi. Allah onlara bir başka yol gösterinceye kadar da böyle devam etti. Sözü geçen yol ise muhsan erkek ve kadının recm edilmesi, muhsan olmayanların ise celde (sopa) cezası ile cezalandırılmalarıdır.
16. Aynı şekilde “İçinizden fuhuş yapanların” erkek veya kadın olsunlar “her ikisine de” sözle azarlayarak, ayıplayarak ve bu hayasızlıktan vazgeçirecek şekilde vurarak “eziyet edin.” Buna göre erkekler fuhuş işlediklerinde onlara eziyet yapılır, kadınlar da hapsedilir ve onlara da eziyet edilir. Hapsin nihai süresi ölüme kadardır, eziyetin nihai süresi ise tevbe edip hali düzeltinceye kadardır. İşte bundan dolayı da şöyle buyrulmuştur:“Eğer tevbe eder” yani işledikleri günahtan vazgeçerek pişman olup bir daha o günaha dönmemeye karar verir “ve hallerini düzeltirlerse” yâni tevbede samimi olduklarına delil teşkil eden ameller işlerlerse “artık onları” yâni onlara “eziyet etmeyi bırakın. Şüphesiz Allah tevbeleri çok kabul edendir, pek merhametlidir.” Günah ve hata işleyenlerin tevbelerini çokça kabul edendir, rahmet ve ihsanı pek büyük ve bol olandır. Böylelerini tevbe etmeye muvaffak kılması, tevbelerini kabul etmesi ve işlediklerini müsamaha ile karşılaması da O’nun bu lütuf ve ihsanları arasındadır. Bu iki âyet-i kerimeden zinaya dair delilin, dört mü’min erkeğin şahitliği olduğu anlaşılmaktadır. Onların adil olmalarının şart koşulması ise öncelikli olarak söz konusudur. Çünkü şanı Yüce Allah kullarının ayıplarını örtmek üzere bu hayâsızlığın durumunu oldukça sıkı tutmuştur. O kadar ki bu konuda yalnızca kadınların ya da erkeklerle birlikte kadınların yahut dörtten daha az erkeklerle beraber olan kadınların şahitliği kabul edilmez. Ayrıca bu husustaki sahih hadislerin açıkça delalet ettiği gibi bu işe dair şahitlikte açık lafızların kullanılması da kaçınılmazdır. Nitekim âyet-i kerimedeki:“Fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin” ifadesi de buna işaret etmektedir. Zira bununla yetinilmeyerek daha sonra:“Şehadet ederlerse” buyrulmaktadır. Yani üstü kapalı ifade ve kinaye söz konusu olmaksızın gözle görülen bir durumun açıkça dile getirilmesi ve açık lafızlaırn kullanılması şarttır. Bu iki âyet-i kerimeden ayrıca söz, fiil ve hapis ile yapılacak eziyetin, Yüce Allah tarafından kötü fiilden alıkoymayı gerçekleştirecek şekilde isyan türleri için geçerli bir tazir cezası olarak meşru kılınmış olduğu da anlaşılmaktadır.